24 Nisan 2011 Pazar

Süper Lige 1, 2, 3

          Ve son 3… Süper olabilmek için sadece son 3 maç. Süper ligi telaffuz edebiliyoruz. Bize telaffuz etmemize sağlayanlara teşekkür etmemiz gerekli. Yıllar boyunca Mersin halkı böyle başarılara aç durumda. Bu duruma rağmen takımın taraftar sayısı gün geçtikçe azalmak yerine hızla artıyor, ilkokula başlayan çocuklar İstanbul’un 3 büyükleri yerine şehirlerinin büyüğünü destekliyorlar. Bizler de yazılarımızda Mersin ve Süper Lig kelimelerini bir araya getirme şansı bulabiliyoruz. Bana “Süper Lige 1, 2, 3” başlığını atabilme imkânı sağlayan tüm herkese teşekkür ederim. Nereden nereye geldik diye düşünmemiz gerekli. Geçen sezon bu sıralarda takım ligde kalma hesapları yapıyordu. Şu an da ise süper olabilmek için neler yapmaları gerektiğini düşünüyorlar. Durumun farkına varıp düzeltmeyi sağlayan herkese teşekkürler.

Ne durumdayız;
                              OGBMAYAV               
1.SAMSUNSPOR28159439142554
2.MERSİN İDMAN YURDU2914783327649
3.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.29139730201048
4.TKİ TAVŞANLI LİNYİTSPOR2813962721648
5.GAZİANTEP B.Ş. BLD.SPOR28138736251147
6.BOLUSPOR28137846271946
7.ORDUSPOR281111641281344

          
          İlk 6’ya girip Play-Off’lara kalabilmek için mücadele eden takımlar içinde Çaykur Rizespor ile birlikte bir maç fazlamızla dikkat çekiyoruz. Üç maçımızı da kazanmaktan başka çaremiz yok gibi gözüküyor. Bir hafta içinde ikincilikten beşinciliğe kadar inebiliriz. Bu bir maçlık fark ligin son haftası kapanacak. Samsunspor şampiyonluğa en yakında takım fakat gelmiş geçmiş en çekişmeli sezonunu yaşayan Bank Asya'da bir sonraki hafta neler olabileceğini kimse tahmin.
          
          Son 3 maçımız. Telafisi olmayan haftalara girdik dememiz hiçte abes kaçmaz artık. Yapılacak en küçük hatanın, kaybedilecek 1 puanın bile sonucu 1 sene daha Bank Asya’da kalmamız olabilir. İlk yarıda bu üç maçta 2 galibiyet ve 1 mağlubiyet almıştık. Mağlubiyetimizi deplasmanda Play-Off adaylarından Boluspor’a karşı aldık.
          
          İlk maçımız deplasmanda Giresunspor ile. İlk yarıda maç 1-0 bizim üstünlüğümüz ile sonlanmıştı. Tam arada bir takım Giresunspor. Ne düşmeye ne de playoff'lara kalmaya oynuyorlar. Deplasmanda olması ve Giresun’un Karadenizli hemşerileri için bir kat daha istekli oynayacaklarını düşünürsek yine de çok rahat geçmesini bekliyorum.
          
          Sondan bir önceki maçımız Kartalspor ile. Kartalspor garip istatistiklerin takımı ve şu an 26 puanlı Akhisar Belediye'nin hemen üstünde 27 puanla 15. Sırada. Akhisar’dan 1 maç fazlaları var. Bu maç bizim için değerli olduğu kadar onlar içinde azımsanamayacak kadar mühim. En zor maçımız olarak görüyorum.
          
          Son maçımız kendi evimizde Boluspor ile. İlk yarıda 3 puan bıraktığımız bu maçta seyirci desteğinin tavan yapacağını da düşünürsek 3 puan çokta uzak olmamalı. Fakat yinede dikkatli olmak gerekir. Sonuçta Bolu temsilcisi bizim gibi Süper Lig yolcularından.
          
          Uzun lafın kısası, bir birinden zor haftalar bizi bekliyor. Süper Lig’e direk çıkmak hayal değil ve tüm oklar bizi gösteriyor. Tek handikabımız 1 maç fazlamı ve bu farkın son hafta kapanacak olması. Takımımız oynayacağımız takımlardan daha iyi. Taraftar istekli, iştahlı ve her zaman olduğundan daha fazla destek oluyor takıma. Son yıllarda artan taraftar sayısı ve üst ligler özlemi de yardımcı oluyor onlara.
          
          Her geçen maç kendimi biraz daha heyecanlı ve biraz daha umutlu hissediyorum. Nurullah Hoca geldiğinden bu yana takım adeta uçuyor. Gurbette bu duyguları yaşamak ise en zoru. Şehirdeki atmosferi hissedememek, coşkuyu yaşayamamak üzüntü verici. Gurbette göğsümüzün kabarmasına, atkımızı takıp sokaklara çıkabilmemizi sağlayan futbolcularımıza ve teknik heyetimize teşekkür ederim.
          
          Son olarak bir teşekkür de Twitter ve Facebook üzerinden sürekli insanları takıma destek vermeye yönelten Fan Sayfalarına. Bu yolda üzerilerine düşen her şeyi yapıyorlar ve belki de bu yüzden takım birde onlar için MÜCADELE etmeli.
          
          Yapmanız gereken basit. Üç maç mücadele etmelisiniz. Terinizin son damlasına kadar akıtmalı, hiçbir mücadeleden kaçmamalısınız. Güzel günler yakındır. Güzel günler bizimdir. Sizlere güvenimiz sonsuz. Adınızı Mersin tarihine ve Mersin İdman Yurdun tarihine kazımanıza yalnızca 3 maçımız kaldı.

"Sen sahaya çıktığında yürekler kopar
Şampiyonluk yollarında bitmez umutlar
Kırmızı Şeytanlar, hep arkanda"

Murat Erdem Şengül
24.04.2011
Taraftar Düdüğü Blog

twitter.com/taraftardudugu

13 Nisan 2011 Çarşamba

Sözün Bittiği Yer - El Clasico #2



Neden El Clasico?

Nedim Meseri : Çünkü bir futbol maçından öte, bir yaşam tarzı, ideoloji savaşı, farklı kimliklerin tek bir yerde toplanması…

MuratErdemŞengül: Ben hiç bir zaman siyasi yaklaşamadım futbol maçlarına. Bana El Clasico seyir zevkinin her geçen maçta arttığı, sahada 22 tane dünyanın kendi mevkisinde en iyisi olan topçusunun oynadığı, dünya standartlarının üstünde bir maç olarak gelmiştir.

CemKirgiz : Yıldız Savaşları’nın gerçek versiyonu olan bu maçta her türlü kavramın savaşını görüyoruz. Politik anlamda azınlık – çoğunluk ve ideolojik anlamda total futbol – endüstriyel futbol karşılaştırılmaları ilk aklıma gelenler. El Clasico çünkü futbol asla sadece futbol değildir...

Sizce önümüzdeki maçların kilit isimleri kimler olacaktır?

NedimMeseri : Kilit isim aramak hayalcilik olur. 22 futbolcuda kilit bu maçta ama tekrarlıyorum, Barcelona o gün sahaya kazanmak için çıkıyorsa Barcelona'yı yenmek neredeyse imkansız...

MuratErdemŞengül : Kilit isimler tahmin edildiği üzere “taraftar”lar olmayacak. Türkiye’deki derbilerden farkı bu El Clasico’nun. Kilit isimler Real Madrid savunması ve Barcelona hücumcuları olacaktır.

CemKırgız : Bu maçın kilit isimleri hiç şüphesiz Madrid’in savunması olacaktır. Hatta sadece savunma ile kalmayıp bütün takımın total bir anlamda defans anlayışı ve Ronaldo, Kaka, Aderbayor gibi forvetlerin bireysel becerileri olacaktır. Barcelona’dan kilit isim yazmak bile takımın total futbol anlayışına aykırıdır ama benim için her zaman Xavi ve İniesta bir adım öndedir.




Real Madrid kazanmak için ne yapmalı?


NedimMeseri : Real ne kadar süper bir takım olursa olsun Barça'yı durdurmak imkansızı kovalamak gibi... Eğer yenmek ve özellikle iki ayaklı maçlarda turu geçmek istiyorlarsa ancak ve ancak 100 maçta 2 veya 3 kere olabilecek, geçen yılki Inter gibi oynamak zorunda Mourinho’lu Real... Tabii burada akla gelen ilk soru Real'in oyuncu yapısının yüzde 100 defans yapabilecek kapasitede olup olmaması... Ki bence Real'in oynatmamaktan ziyade iştahla futbol oynayacak bir oyuncu kadrosu var.

MuratErdemŞengül : Barcelona her maç olduğu gibi topu defans arkasına iyi iletecek isimleri kullanacaktır ve o topla buluşacak yetenekli ayakları engellemek Madrid’li defans oyuncularına düşecektir. Bu sefer bu konuda dikkat edecek olan Madrid’li savunmacılar ilerideki arkadaşlarını rahatlatacaktır.

CemKırgız: Barcelona’yı yenebilmenin tek yolu ‘60’ların futbolunu’ oynamaktan geçiyor. Daha önce Hiddink’li Chelsea ve Mourinho’lu İnter ‘Çanakkale Geçilmez’ oynayarak Barcelona’nın yenilebileceğini gösterdiler. Mourinho Real Madrid’li oyuncuların İtalyanlar gibi sıkı defans yapamayacaklarını düşünerek daha açık oynatmaya çalıştı ve hatasını fazlasıyla gördü.

Total futbol mu Catenaccio futbolu mu?

Nedim Meseri : Sonuna kadar total futbol… Gözümüzün pası silinsin kupa bir gün mutlaka gelir.

MuratErdemŞengül: Dışarıdan bir göz olarak kimin 3 puan aldığı benim için o denli önemli değil. O yüzden sonuna kadar total futbol.

CemKirgiz : Bu soru futbola romantik bakanların, gerçekçi bakanlarla savaşını hatırlatıyor bana. Endüstriyel futbol anlayışında sadece sonuç önemlidir ve gelir başarıdan geçer. Total Futbol her şeyden önce göze güzel gelen futbol ile futbolun zevkini arttırmaya çalışır. Barcelona aslında sadece Total Futbol oynamıyor şu anda, Total Futbol’un güzellikleriyle Catanaccio’nun getirdiği sonuçlara ulaşıyorlar ve bu yüzden zirvenin en tepesindeler. Total Futbol oynayıp aynı zamanda başarılı olabiliyorsanız sonuna kadar Total Futbol.





Guardiola mı? Mourinho mu?


Nedim Meseri : Guardiola, bir sezonda 6 kupa… Geçilmez, tekrar edilebilir çünkü başka kupa yok… Mourinho, iki farklı takımla Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu, sayısız kişisel başarı, maksimum ego…

Not: Barça’da kariyerine başlayan Jose’den Barça ve Camp Nou nefret eder… Jose’de onlardan…

Not: Kişisel olarak Mourinho'nun yapısından haz etmesemde teknik direktörlüğüne büyük saygım var. Mourinho'nun hocalığının sahadaki 90 dakika ve hafta içi idmanlarından ibaret olmadığını anlamak için neredeyse bütün bir sezon oynatmadığı Inter'li Materazzi'nin, Jose, Inter'den ayrılırken nasıl çocuklar gibi ağladığını izlemek yeterli olur...

MuratErdemŞengül : Ben sonuna kadar Jose Mourinhocuyum. Çünkü bir teknik direktör saha kenarında oyuncusu kadar terlemeli, tilki gibi orda dönen tüm olaylardan haberi olmalıdır. Jose Mourinho son yaptığı bilerek sarı kart görme olayıyla da ne kadar günü kurtarmacı değilde ileriye dönük bir hoca olduğunu gösterdi. Tam da bir teknik direktörün yapması gerektiği gibi oynanan maçtan bir sonraki günleri düşünerek adımlar attı.

CemKırgız : İkiside iyi hoca olmakla birlikte Mourinho gerçekten, belki de gelmiç geçmiş en iyi teknik direktörler arasında olmayı hak ediyor. Geçtiğimiz hafta Sporting Gijon’a 1-0 yenilerek çalıştırdığı takımların tam 9 senedir kendi sahasında yenilmeme rekoru kırıldı. 9 sezondur kendi sahasında yenilmeme, iki farklı takımla Şampiyonlar Ligi Kupası, sayısız şampiyonluk. Guardiola bir sezonda 6 kupa almış olabilir ama benim için Mourinho seviyesine gelmesi için daha çok fırın ekmek yemesi gerekiyor.

Xavi-Iniesta? Alonso-Mesut?

Nedim Meseri : Xavi –Iniesta!!! Üstüne orta saha gelmez herhalde…

Kısa bir anekdot: Futbolunun son günlerini yaşayan Pep Guardiola o zamanlar yeni yeni A takıma yükselen Xavi için şöyle der: “Bu çocuk benim futbol hayatımın sonu olacak.” Bunu duyan Xavi, asıl altyapıda Iniesta diye bir çocuk var o ikimizin de sonunu hazırlayacak!!!

MuratErdemŞengül : Xavi – Iniesta basit futbol dediğimiz göze hoş gelen, dikine ve her zaman atak için bir sonraki adımı düşünen futbol sisteminin oyuncuları. Alonso – Mesut ise farklı iki yapılanmanın askerleri. Biraz önce söylemiştim total futbol diye ya Alonso bu total futbolun birebir oyuncusu değil. Ciddiyet ve hedefler bir anda isteniyorsa sonuna kadar Xavi- Iniesta.

CemKırgız : Mesut – Alonso daha çok yeni bir ikili ve ilerde neler yapabileceklerini hepimiz göreceğiz. Fakat bırakın El Clasico’yu, her zaman her şartta Xavi – İniesta derim. Şimdi nasıl Beckenbauer ve Cruyff’dan bahsediyorsak, ilerde bu iki oyuncudan da aynı şekilde bahsedileceğini düşünüyorum.



Messi-Ronaldo?


Nedim Meseri  : Ronaldo dünyanın en iyi futbolcusu çünkü, Messi bu dünyadan değil,farklı bir boyutta…

MuratErdemŞengül : Soruya ilk baktığımda direk bir flaş patlamadı seçim yapamadım kafamda. Fakat takımımda Messi’yi mi görmek isterim Ronaldo’yu diye düşündüğümde hemen aklıma Ronaldo gelir. Çünkü Ronaldo yaratır ve yaratılanı kullanır. Messi ise bir takım oyuncusu arkasında onu besleyen arkadaşları olmadığında Dünya Kupasında da olduğu gibi pozisyon sıkıntısı yaşıyor.

CemKırgız : Bir çok insan bu soruya Messi diyecektir ama benim için bu kadar kolay bir seçim değil. Ronaldo gerçekten tek başına maç kazandıra bilen, 10 kişi defans yapıp tek başına forvet kalsa bile en güçlü takımları bile mağlup duruma getirebilen bir oyuncu. Messi bir takım oyunu içinde dünyanın en iyisi ama Ronaldo kadar gerçekten tek başına oyunu aldığını çok az gördüm. İki oyuncu da kendi takımlarının kimliklerine çok iyi yakışıyor diyebiliriz.




Futbolcu ve teknik direktörlerden El Clasico değerlendirmeleri:


Xavi : “Madrid’i yenmek orgazmla eşdeğer bir duygudur!

Sergio Ramos : “Keşke Messi oynamasa!

Jose Mourinho : ''Barcelona her şeyi kazandı ama hiçbir zaman Real Madrid'in stadı Santiago Bernabeu'da bir Şampiyonlar Ligi finali kazanamadı ve kim bilir 30-40 yıl bu fırsatı bir daha yakalayamayacak'' (Geçen yıl Inter’le Barça’yı yarı finalde elediği maçı kastederek…)

Iker CasillasBarcelona moda, ama moda geçicidir.

NedimMeseri : "Viva Barça!"

MuratErdemSengul : "Hala Madrid!"

CemKırgız :  “Viva Futbol! Forza Barça!

Daha önce 5-0 biten El Clasico öncesi yapılan yazımız çok genel olduğu için bu yazıyı tekrar gözden geçirip Cem Kırgız takviyesiyle yayınlamak istedik.
Umarız hoşunuza gitmiştir.
Böyle bir maçın üzerine söylenecek daha fazla bir şey de yok. Lafı uzatmadan Pazartesi akşamını bekliyoruz.
Gözlerimizin pası silinmesi dileğiyle.


Şimdi sıra sizde.
Yukarıdaki tüm soruları siz olsanız nasıl yorumlardınız?
Şimdiden tüm yorumlara teşekkürler.

8 Nisan 2011 Cuma

Süper Lig'e Giden Yolculukta Son 5 Mücadele



          Öncelikle bir kaç teşekkür ile başlamak isterim. Uzun yıllardır Mersin halkı böyle başarılara aç durumda idi ama buna rağmen yine de taraftar sayısı gün geçtikçe artıyor takıma destek hiç azalmıyordu. Takımı başarılara koşturan ve bana "Süper Lig'e Giden Yolculuk" başlığını atabilme lüksünü sağlayan herkese teşekkürü bir borç bilirim. Geçen sezon Ankara'da Hacettepe ile oynanan son maçta ligte kalmak için savaşırken bu sene Süper Lig'e çıkma hesapları yapıyoruz. Durumun farkına varan ve gerekli hamleleri yapan insanlara da teşekkür etmeden geçmek istemem.
Şu an da puan durumu şu şekilde;



          Şimdi puan durumu hakkında bir kaç detay verelim. Görüldüğü üzere takımımız 1 maç fazla yapmış durumda. Bu ara ligin son haftasında kapanacak. Tüm rakiplerimiz sahada mücadele verirlerken bizim için mücadele 1 hafta önce bitmiş olacak. Sanırım bu yoldaki hiç bir takım böyle bir durumu istemez. Samsunspor şampiyonluğu maç eksiği nedeniyle garantilemiş gibi gözüküyor fakat gelmiş geçmiş en çekişmeli sezonunu yaşayan Bank Asya'da bir sonraki hafta neler olabileceğini kimse tahmin edemiyor fakat Samsunspor yine de Süper Lig biletini garantilemiş gibi duruyor.

          Son 5 maçımız. Artık deyim yerindeyse dananın kuyruğunu koptuğu, telafisi olmayan haftalardayız. Sıradaki maçlara ilk yarıdaki halleriyle ayna tutmak istiyorum. İlk yarı da bu 5 maçtan 12 puan çıkarmasını bilmiştik. Sadece son maçta deplasmanda Boluspor'a yenildik. Fakat dikkat etmemiz gereken bir istatistikte Yendiğimiz bu 4 maçı da 1 farkla almış olduğumuz. 5 maçın 3ü düşme potasının hemen içindeki takımlarla ve 1i playoff için oynayan takımlardan biriyle. Bu çok ama çok kötü bir durum. Bazen düşme potasında ki takımları yenme şampiyonu yenmekten daha zordur.

          İlk maçımız deplasmanda Akhisar Belediye ile. İlk yarıda oynanan maçı 2-1 kazanmıştık. Çok sıkı bir maç olmuştu. İlk yarıda ki maçı göz önüne alırsak bu sefer deplasmanda olacağımız gerçeği ile futbol oynamaktan fazla ekstra bir şeyler yapmalıyız. MÜCADELE etmeliyiz. Şu an ki durumları bizi aldatmamalı. İşler onlar için kötü gidiyor olabilir fakat her maç birbirinden zorlu artık. Yine de kalan maçlar içinde en rahat maçlarımızdan birisi olacak bu deplasman.

          İkinci maçımızı kendi evimizde Altay ile yapacağız. Altay ligde Akhisar'ın hemen üstünde 14. sırada. İlk yarıda oynanan maçı 2-1 kazanmıştık hem de İzmir'de idi maç. Bu maçta kolay gözükmesine rağmen düşme kalma mücadelesi veren takımlara karşı oynamak zordur.

          Üçüncü maçımız deplasmanda Giresunspor ile. İlk yarıda maç 1-0 bizim üstünlüğümüz ile sonlanmıştı. bana göre en rahat maçımız. Tam arada bir takım Giresunspor. Ne düşmeye ne de playoff'lara kalmaya oynuyorlar. Tek sıkıntısı deplasmanda olması olacaktır bu maçın.

          Sondan bir önceki maçımız Kartalspor ile. Kartalspor garip istatistiklerin takımı ve şu an Akhisar Belediye'nin hemen altında 16. sırada. Yani bu maç ile ligin 14 15 ve 16. sıralarındaki takımlar ile oynayacağız. Daha kötü bir fikstür düşman başına demek geliyor fakat bundan kötüsü sanırım biraz zor.

          Son maçımız kendi evimizde Boluspor ile. İlk yarıda 3 puan bıraktığımız bu maçta seyirci desteğinin tavan yapacağını da düşündüğümüzde 3 puan çok uzak olmamalı. Fakat yinede dikkatli olmak gerekir. Sonuçta Bolu temsilcisi bizim gibi Süper Lig yolcularından.

          Kısacası çok zor haftalar bizi bekliyor. Süper Lig hayal değil fakat zor. Fikstürümüz kötünün iyisi. Takımımız iyi. Taraftar coşkulu. Belkide şehir son zamanlarda ilk defa bu kadar sahip çıkıyor.

          Son olarak bir teşekkür de Twitter ve Facebook üzerinden sürekli insanları takıma destek vermeye yönelten Fan Sayfalarına. Bu yolda üzerilerine düşen her şeyi yapıyorlar ve belki de bu yüzden takım birde onlar için MÜCADELE etmeli.

          Benim hislerime gelirsek, ben çok heyecanlıyım. Her geçen maç kendimi biraz daha heyecanlı ve biraz daha umutlu hissediyorum. Nurullah Hoca geldiğinden bu yana takım adeta uçuyor. Gurbette bu duyguları yaşamak ise en zoru. Şehirde ki atmosferi hissedememek, coşkuyu yaşayamamak üzüntü verici. Fakat gurbette göğsümüzü kabartan futbolcular ve teknik heyete sonsuz teşekkürler.

"Sen sahaya çıktığında yürekler kopar
Şampiyonluk yollarında bitmez umutlar
Kırmızı Şeytanlar, hep arkanda"
MeS

5 Nisan 2011 Salı

Nice Senelere Kocaman Umutlarımızın Sahibi


Eğer birileri bize mutluluklar, üzüntüler, sevinçler, ağlamalar yaşatacaksa bu içimizden biri olsun isterdik. Oldu! Aykut Kocaman'dır bu isim. Bizi üzecekse de şampiyon yapacaksa da onunla yola çıkarız, ne gözümüzü arkada kalır ne de bir yabancının eline, egolarına bakarız!
Nice Senelere Aykut Kocaman ! Seninleyiz ! Biliyoruz sende bizimlesin ! 
Uzun yıllar seni bekledik !

MeS