13 Mayıs 2012 Pazar

Ara


Ara veriyorum.
Her şeye; spor hakkında yazmaya, çizmeye, tweet atmaya, düşünmeye, üzülmeye...
Hayata odaklanacağım biraz.
Biraz da kafa dinlerim bu sayede.
Gündemden uzak da kalmak olmaz.
Uzaktan takipteyim.

30 Nisan 2012 Pazartesi

"Gitme kal" diyemediklerimiz


Birçoğu alt yapıdan yetişen yıldızlar, bazıları da yıldızı bizim takımımızda parlayan genç yetenekler...havaalanında davul zurna eşiliğinde karşıladığımız, daha imza töreninde kanımızın kaynadığı, ilk maçından itibaren gönlümüzde taht kuran ve sonra birgün ansızın golden sonra formasını öperek koştuğu tribünleri bırakıp giden adamlar...
Bu adamlar bazen futbol hayatlarına bizimle birlikte noktayı koyarlar, muhtesem bir jubile ile onlara veda etme sansi yakalarız. Hele bir de  bu jübilesi yapılan futbolcu farklı bir görevde “bizim takim”da kalmaya devam ederse, hikaye mutlu sonla bitmiş demektir. Fakat futbol da fena halde hayata benzer; bütün hikayeler mutlu sonla bitmez. Taraftarlarin sonsuza dek bağlılık yemini ettikleri futbolcular,  bazen bu yemini tek taraflı bozup, yollarına devam ederler.  İşte bakarken ardından gitme kal diyemediğimiz futbolculardan bazıları...
Kuşkusuz, bu ayrılık acısını en derinden yaşayanların başında Real Madrid taraftarlari geliyor. Her sene yeni yildiz futbolcu transferleri ile heyecanlanan taraftarlar, bu gelen yıldızların birgün Real Madrid’in efsane ismi Raul’u kesebilecegini tahmin edemediler.  2010 yilinda, kendisi gibi bir efsane isim olan Guti ile beraber takimdan ayrilacagi açıklandığında, taraftarlar bu iki isim ardindan adeta bakakaldi. Raul Schalke 04 takimiyla anlasirken, Guti ise Beşiktas ile sözleşme imzalıyor, bu ayrılıklar madrid taraftarından birçok şeyi alıp götürüyordu...
Madrid kariyerine son verip Barcelona’ya imza atan Luis Enrique ise benzer acıyı, 8 yıllık futbol hayatını sonlandırdığında, Barcelona taraftarına yaşatmıştı. Ezeli rakipten gelip, taraftarın kalbin taht kurmak her futbolcuya nasip olmazdı ama Luis Enrique Barcelona’yi her zaman evi olarak gördüğünü ifade ederek bu sevgiye layık olduğunu kanıtladı. Luis Enrique, bugün Guardiola’nin ayrilmasi durumunda taraftarın teknik direktör olarak görmek isteyecekleri ilk isim.
Bazen de iki efsane isim arasinda seçim yapmak zorunda bırakılır taraftar… Manchester United taraftari da, transfer dedikodularının gündeme geldiği dönemde soyunma odasinda Ferguson ile yasadığı krampon krizi sonrası, 7 numarayı en çok yakıştırdığı adam David Beckham’a  gitme kal diyemedi.  O dönemde Real Madrid’in teklifini kabul eden Beckham ’ın yerini doldurmaları hiç de kolay olmadı. Torres, Owen, Bergkamp, Henry, Shearer, Larsson gibi taraftarın canını yakan çok sayıda benzer hikaye vardir Ada’da…
Zidane'ın Juventus'tan, Baggio’nun Fiorentine’dan, Palermo'nın Boca Juniors'tan, Batistuta’nın Roma’dan ayrılışı… Bekleneni veremeyecegini düşündüğü için Milan’dan ayrılan Schevchenko’nun hikayesi… Dede'nin göz yaşları içinde Dortmund taraftarına vedası…
Bu yürek burkan ayrılıklar ülkemizde de yaşanıyor elbette… Sosyal medya üzerinden yapılan bir ankette Galatasaraylilar Hagi’den, Kewell’dan, Arda’dan; Fenerbahceliler Van Hooijdonk’dan, Lugano’dan; Besiktaslilar Ilhan Mansiz’dan, Pascal Nouma’dan, Bursasporluların Balic’den ayrılmalarının hiç de kolay olmadığını itiraf etmiş…peki ya siz kimin ardından bakarken gitme kal diyemediniz?

Bu yazı Pınar Bekbölet tarafından adam edilmiş olup 25 Nisan 2012'de LİGTV'de yayınlanan Tutkumuz Futbol Programında kullanılmıştır.

Yazının Okay Karacan tarafından seslendirilmiş LİGTV görüntüsü http://www.ligtv.com.tr/haber/gitme-kal-diyemediklerimiz

21 Nisan 2012 Cumartesi

Aynı takım oyuncularının kavgaları

Teofilo Gutierrez vs Mauro Dobler


Bowyer vs Dyer

Camoranesi vs Rodriguez

Steve Blake vs John Glichrist

20 Nisan 2012 Cuma

2011-2012 Kadın Basketbol Şampiyonu Fenerbahçe

Fenerbahçe Kadın Basketbol şampiyonu sene başından kapatılacağına dair haberlere, küçülmeye gidileceğine dair haberlere rağmen şampiyon oldu. Dokunulmaz Taurasi, onlarca hakem hatasına ve son periyoda 13 sayı geride girmemize rağmen son 11 dakikada attığımız 42 sayı ile hak ederek Galatasaray taraftarı önünde şanpiyonluğumuzu ilan ettik. Potanın Kraliçelerine binlerce kez teşekkür. Bu sene çok farklı ve çok anlamlı olduğunun farkındaydılar ve kupayı aldılar. Verdikleri sözleri tuttular. Toplamda 10, üst üste 7. kez şampiyon olduk. Angel ve Cappie'nin performansları unutulmaz. Cappie, Aziz Yıldırım'ın isteği üzerine takıma dahil edilmiş.

Milyon polemik yaratılan Taurasi, biz kupayı alırken boş kalmadı. Ona da sapını verdik evelallah :)

Fenerbasket muhteşem bir intro hazırlamış;

19 Nisan 2012 Perşembe

Bayern Münih'in gollerinden sonra yapılan anons

Daha önce de bir kaç kere dikkatimi çekmişti ama geçen gün Şampiyonlar Ligi yarı finalinde kendi evlerinde oynadıkları Real Madrid maçında biraz araştırma isteği de geldi. Twitter'da @BorgerBlog 'un @oguzozturk 'e verdiği yanıt da işimi kolaylaştırdı. Gollerden sonra yapılan anons ve taraftarın söyledikleri şu imiş;

Anonsçu golün dakikasını verdikten sonra golü atan oyuncunun önadını bağırıyor ve taraflar soyadını bağırıyorlar. Anonsçu "Bayern" diye bağırdıktan sonra taraftarlar kaçıncı gol olduğunu söylüyor. Sonra anonsçu rakip takımın ismini söylüyor. Rakip takımın attığı gol sayısı ne olursa olsun taraftarlar sıfır diyor. Daha sonra anonsçu "danke" diyor taraftarlar "bitte"

Şurada bir örneği var;

Bi' susun siz hele

Bir ırkçılıktır gidiyor. Emre aşşağı Emre yukarı. Fırsat bu fırsat yine zaten ağzı pis olanlar salyalar akarak saldırmaya başladı. Kodları da "Temiz Futbol" ama yemezler. #LetsKickRacistEmreOutOfFootball diye hashtag yapıp ortalığı kavuranlar önce kendilerini futboldan uzaklaştırsınlar. Yine ağzından salyalar akarak Emre'yi linç etmek isteyenler ilk önce Baros'u futboldan uzaklaştırsınlar.

Bunları yampmadıkları için Bi' Sussunlar Hele!

17 Nisan 2012 Salı

Gözü dönmüş, sahtekar, kör kütükler ve fırsatçılar

Hepimiz konuyu artık en ince ayrıntısına kadar biliyoruz. O yüzden şöyle hızlıca bir özet geçeyim. Emre ile Zokora maç içerisinde bir sürtüşme yaşadılar ve Zokora Emre'ye ana avrat küfür etmiş. Emre de kendi söylediğine göre Fucking Dingil, Zokora'nın söylediğine göre Fucking Nigga demiş. Her ne ise devre arasında ve maç sonunda birbirlerinden özür dileyip konuyu kapatmış iki futbolcu ama TS yönetimi madem böyle bir şey yaşadık üstüne gidelim diyerek Zokora'aya konuyu tekrar açtırmışlar.

Şimdi gel gelelim gözü dönmüş'e, sahtekar'a, köt kütüklere ve fırsatçılara...
Gözü dönmüş; Emre'yi anlat anlat bitmez. Vukuatlarını yazsak burdan köye yol olur. Biz sıkıldı o sıkılmadı. Zokora ilk "Fucking Nigga" olayını söylediğinde hiç kimse "yok dememiştir" bile diyemedi. Düşünün artık kendi taraftarındaki imajı bile böyle ne yazık ki. Emre kendisinin de dile getiridği gibi maç içerisindeki adrenalin ile oto konttolünü sık sık kaybediyor ve istenmeyen olaylarda baş rolü oynuyor. Neyse, Zokora'nın sözlerinden sonra Emre akşam bir bir de ertesi gün basın toplantısı düzenlendi. Akşam yanlış şeyler söylediğini kabul etti ama bunun saha içinde sarılarak ve birbirlerinden özür dileyerek hallettiklerini söyledi. Ben Emre'nin politik tabanda hiç bir şekilde ırkçı olabileceğini düşünmüyorum. Anlık bir sinir ile dediği kanısındayım. Ha bu onu masum yapar mı? Kesinlikle hayır. Talimatlar açık ve net. Eğer bu ispatlanırsa Emre'nin kulüpten uzaklaştırılması gerekir. Ben bunu rahatlıkla söylüyorum çünkü Emre benim topçum. Burada açık bir parantez bırakıp "fırsatçılar" paragrafında devam ediceğimi belirtip "sahtekar"a geçiyim.

Sahtekar; Zokora. Vay arkadaş sen ne sinsi bir adammışsın be. Maç içinde hallet sonra çık gel böyle böyle böyle de. Yakışıyor mu? Maç içinde neden tokalaşıp sarıldın o zaman be adam! Kimin neden gazına geldin? Madem bu kadar düşünceli ev hassas bir adamsın yöneticinin sana ettiği sahtekarlık teklfini nedne kabul ediyorsun? Delikanlılığa sığar mı? Yine burada bir açık parantez. Devamı "fırsatçılar" kısmında yine.

Kör kütükler; Belki de ben de bunlardan biriyim. Çubuklunun hiç bir ferdine laf söz ettirmem. Ne Emre'ye ne Aziz Yıldırım'a. Böyle hesapların ve lafların aile içinde, camia içinde kalması gerektiği düşüncesindeyim. Laf ettirme kör kütük eyvallah ama gerekli lafı sen et. Duruşumuz sabit. Irkçı kimse bu kulüpte barınmasın. Kimileri gibi soyunma odasına adam kitleyip dövenleri şampiyonluk için takıma geri alanlardan olmayalım. İspatlandığı takdirde cezasını herkesten önce biz verelim de. Dedik. Bir çoğumuz hem de. Ağzında salyalar ile Fenerbahçe'de bir şeyler olsada geçirsem dursam diyenlere fırsat verme!

Fırsatçılar; Gel gelelim iki bacaklı kısmına yazının. İlk kısmında Galatasaraylıları inceleyelim. Hiç şaşırtmadılar. Hemen hashtagler, Emre'ye linç kampanyaları falan hepsi başlatıldı. Adetlerinin hepsini yerine getirdiler. Daha ispata kavuşmamış sadece bir sahtekarın sözü ile hareket ederek belki de bir adamın günahına giriyorlar farkında değiller. Alıştık artık onların bu ağızlarından akan salyalarına. Onlar ki Revivo'ya sabun atıp daha sonra parçalı formalarını giydirinler. Bırakalım bağırsın, çağırsın dursunlar. Mail kampanyası başlatmaları da yakındır.Bekleyip görelim.
Ulan Trabzsonspor yöneticileri; yeter be artık yeter. Mide bulandırmakta, fırsatçılıkta, kendi kendini küçük düşürmekte sınır tanımıyorsunuz. İki oyuncu saha içinde bir sıkıntı yaşamış ve maç sonunda sarılıp hallermiş. Nasıl bir kin ki bu oyuncunu dönekliğe zorluyorsun. Nasıl bir fırsatçılıktır yahu bu. Derdiniz ırkçılığın ortaya çıkması mı yoksa Fenerbahçe'ye zarar verelim de nasıl olursa olsun mu? Çok açıkça görülüyor ki derdiniz ırkçılık falan değil. Tek derdiniz var o da Fenerbahçe.

ÇOK BÜYÜKSÜN FENERBAHÇE ÇOK! ÇOK BÜYÜĞÜN ÇOK DÜŞMANI OLUR!

Süper Final'de 1. haftanın 'en'leri

Zaten hepi topu 6 hafta sürecek ve şiddetle seneye uygulanmamasını istediğimiz Süper Final ucubesini tarihe kazımak amacıyla her hafta maçlardan sonra istatistiklerini vermeye çalışıcağım. Belki yıllar sonra açar bakarız.

İlk hafta itibariyle;
En çok şut atan takım Beşiktaş (13)
En çok isabetli şut atan takım Galatasaray (5)
En yüksek isabet yüzdeli şut atan takım Galatasaray (%41)
En çok korner kullanan takım Fenerbahçe (6)
En çok faul yapan takım Trabzonspor (21)
En çok ofsayta düşen takım Trabzonspor (4)
En çok topa sahip olan takımlar Fenerbahçe ve Beşiktaş (%62)
En çok gol pozisyonuna giren takımlar Fenerbahçe ve Beşiktaş (5)
En çok isabetli pas yapan takım Fenerbahçe (514)

16 Nisan 2012 Pazartesi

Bir Pazar Günü


Evde hanımla birlikte edilen huzurlu bir kahvaltı ardından, öperek giyilen çubuklu forma ile Fenerbahçe’nin Kalesine yolculuk başladı. Dostlarla buluşulup, yürüyüş için beklemeye geçtik. Başta gözüme çok kalabalık gelmemesi nedeniyle ufak çaplı bir eleştiri yaptım fakat bunun yersiz olduğu yürüyüş başladıktan kısa bir süre sonra anladım. Stada kadar yapılan bu uzun yürüyüşte eski dostlarla selamlaştık ve deplasman anıları tazeledik. Üniversite yıllarımın büyük bir bölümünü Fenerbahçe’nin gasp ettiği gerçeği ile yüzleştim. İşin ilginç yanı, yeni yeni idrak edebiliyorum o zamanlar kazandığım dostlukların önemini ne yazık ki. Hayatımın en güzel günlerini geçirmişim o dönemde. Neyse duygusala bağlamanın anlamı yok :)

Totem nedeniyle iptal edilen Develi organizasyonu yerine her maç öncesi gittiğimiz mahalle kebapçımıza gittik. Kebapçıya oturmadan evvel gözümüze bir kalabalık ilişti. Yerimizden kalkıp baktığımızda gözler Şekip Mosturoğlu ve oğlu Batur’u gördü. Yanına gelen taraftarlarla resimler çektirip dertleşen o insanı gördüğümde ne yazık ki akla gelen ilk isim Aziz Yıldırım oluyor. Biraz hüzünlensek de, başkanımıza yapılan tezahüratlara eşlik eden Mosturoğlu, yaklaşık 20 dakika sonra oradan ayrılıp stadın yolunu tutuyor.

Gelelim maça.. Maç başlamadan evvel gerekli totemleri yaptım ve artık maçın başlama vuruşu bekliyorum. Fakat ne yazık ki, büyük bir talihsizlik sonucu boşalan makaranın kafasına düşmesi ile yerde kanlar içinde kalan Onur KARABUDAK kardeşimiz hastaneye kaldırdı. Bu kötü haberi maçtan sonra alsam da, ne yazık ki kendi adıma söyleyeceğim tek şey galibiyete sevinemememdir. Geçirdiği ameliyatın başarılı olması ve bilincinin açık oluşu en büyük tesellimizdir. Kendisine tekrar acil şifalar dilerim.

Hafta arası oynadığımız 120 dakikalık Kayserispor maçından sonra takımın yorgun olacağını yönünde söylemleri olanlara şiddetle karşı çıkmış ve bu maçın ne olursa olsun kazanılacağını savunmuştum. Nitekim dediğim gibi de oldu. Takımda en ufak bir yorgunluk belirtisi olmadan 90 dakika boyunca bunaltıcı bir baskı uygulandı. Sonucunda da kazanılan haklı bir galibiyet oldu.

Hayatım boyunca Fenerbahçe forması giyen hiçbir futbolcuyu eleştirmediğim gibi saha içerisinde de yanlış bir hareket yaptıktan sonra ıslıklayanları anlayamam. Bunun, benim için tarifi yok. Özellikle de bu sene. Herkes emin olsun ki, sahadaki o 11 futbolcu da maruz kaldıkları durumun psikolojik yaralarını taşıyorlar. Kimsenin, onların iyi niyetinden şüphesi olmaması kanaatindeyim.

Maçın yıldızına gelecek olursak, elbette ki Baroni diyeceğiz. Fakat kalesindeki 2 ciddi pozisyonu da başarıyla savuşturan Volkan, canla başla savunma yapan Bekir ve Yobo, sahaya neleri var neleri yok her şeyi koyan Gökhan ve Mehmet, her topu akıllıca kullanıp ileriye taşıyan Alex… Kısacası dün takımdaki herkes elinden gelen bütün özveriyi gösterdi. Fakat bunların en başında benim için Emre geliyor. Her topa müdahale etmeye çalışan, ilerde kalan arkadaşlarının kanatlarını kapatan, orta sahanın en çok savaşan adamıydı Emre dün.

Belki de Fenerbahçe’ye en çok gelmesini istediğim adamdı Emre Belözoğlu. Bu zamana kadar yaptığı bütün kötülükleri unutup dün akşama dönelim. Irkçılık… Öncelikle ülkemizde pek de rastlamadığımız ırkçılık..!! Hani Kürtlere, Ermenilere yapılmayan ırkçılık..!! Dün Emre kardeşimiz, anlık bir sinirle, kendisine edilen bir küfür karşısında siyahi rakibine “nigger” kelimesini kullandı. Koyu tenli birine kullanılan bu kelime, açıkça ırkçılığı temsil eder. Ne olursa olsun, Emre’nin bu kelimeyi kullanmaması gerekiyordu. Fakat maçtan sonra Zokora’nın yanına giderek özür dileyip, sarılması ve aynı şekilde Zokora’nın da teşekkür edercesine Emre’ye sarılması olayın tatlıya bağlandığını gösteriyordu ki, YANILMIŞIZ.

Futbol sahalarında görmek isteyeceğim son olaydır ırkçılıktır. Bunun hiçbir şekilde affı ya da telafisi yoktur. Fakat kim ne derse desin, dün gece yaşananların ırkçılığı değil de Fenerbahçe üzerinden Emre’ye bir linç kampanyası başlatılmasından başka bir şey ifade etmemektedir benim için. Olur da, Fenerbahçe Yönetimi bu olaylardan dolayı Emre’nin sözleşmesini feshederse yanlış yapar. Kısacası Emre’yi satmış olur. İsterseniz bir de, bu olayın Emre değil de başka bir futbolcumuzun başına geldiğini düşünelim. Acaba o zaman futbol ulemaları bu kadar gaddarca linç kampanyası başlatabilecek miydi, yoksa “bir yanlış yapmıştır, affedelim” mi diyeceklerdi. Lafı daha da fazla uzatıp, ülkemizde yaşanan ırkçılık mevzularına girmeye gerek. Ne hikmetse, özellikle de Galatasaraylılar bu olaya çok bozuldular. Anında Emre’yi futboldan men ettiler.! Acaba neden? Cevabı herkes çok iyi biliyor tabii ama dönüp de aynaya bakmaları zor geliyor liselilere. Bundan dolayı hiçbir Galatasaraylının samimiyetine güvenmiyorum.

Sözlerimi noktalarken, Emre’nin yaptığının çok büyük bir saygısızlık olduğunu yinelemekte fayda var. Fakat bunun cezası, kendisine karşı başlatılan bir linç kampanyası olarak değil, kurallar çerçevesinde olmalıdır.

İlk yazım olduğu için, bendeki yeri çok ayrı olan İslam Baba’dan bir alıntıyla bitirmek isterim yazımı.

“FENERBAHÇE büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz.”

NOT: Erdem kardeşime blogunda yazımı paylaşmayı kabul ettiği için çok teşekkür ederim. İlk kez bir blog yazısı yazdığım için, linç kampanyası başlatmamanızı rica ederim sevgili beyaz tenli dostlarım :)
Melih Eskinazi
16.04.2012

9 Nisan 2012 Pazartesi

Takımdan ayrılışında taraftarların yıkıldığı futbolcular

1 aydır Twitter'da aralıklarla başlıktaki soruyu soruyorum. Gelen cevapları favorilere ekleyip müsait bir zamanda hikayeleştirmek için bekliyorum. Analizini yaptım. Hikayesini LigTV'de yayınlanan Tutkumuz Futbol programında - http://www.youtube.com/watch?v=4nym4ogKVqw - Athena'dan Diyemedim fon şarkısıyla dinleyeceğiz.
"takımdan ayrılışında taraftarların yıkıldığı oyuncuları" sorusuna 53 oy geldi. 34 farklı oyuncu söylendi. 25 oyuncu 1 oy, 6 oyuncu 2 oy, 3, 6 ve 8 oy alan 1er oyuncu var. 3 oy alan çok ilginç; Emenike'nin Fenerbahçe'den ayrılışı. 6 oy alan Beckham'ın ManU'dan ayrılışı ve birinci 8 oy ile Raul Madrid ayrılığı. Tam liste ise aşağıdaki halde. Aralarından 8-10 tane seçip kurguya oturtacağım inşallah.
  1. raul - real madrid 8
  2. bechkam - united 6
  3. emenike - fenerbahçe 3
  4. larsson - celtic 2
  5. tümer - beşiktaş 2
  6. guti - real madrid 2
  7. lucarelli - livorno 2
  8. ilhan mansız - beşiktaş 2
  9. hagi galatasaray 2
  10. zidane - juventus 1
  11. luís enrique - barcelona 1
  12. stam - ajax 1
  13. owen - liverpool 1
  14. nedved - juventus 1
  15. alan shearer - newcastle 1
  16. bergkamp - arsenal 1
  17. shevchenko - milan 1
  18. batistuta - roma 1
  19. juninho - lyon 1
  20. carlos - real madrid 1
  21. hakan şükür - galatasaray 1
  22. baliç - bursaspor 1
  23. dede - dortmund 1
  24. pascal - beşiktaş 1
  25. sol campbell - totthenham 1
  26. torres - liverpool 1
  27. palermo - boca júniors 1
  28. mondragon - galatasaray 1
  29. song - galatasaray 1
  30. kewell - galatasaray 1
  31. keita - galatasaray 1
  32. baggio - fiorentine 1
  33. henry - arsenal 1
  34. lugano - fenerbahçe 1

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...