25 Mart 2011 Cuma

Deplasman Günlüğü | Galatasaray 1 : 2 Fenerbahçe

Maç yazısını sınavlar ve benzeri nedenlerden ötürü biraz geç yazıyorum. Bu nedenle maç yazısı olmayacak. Çekildiğim resimleri ve videoları koyacağım yalnızca, birazda öykü haline getireceğim.
Önce resimler ile başlayalım;
Öğlen saatlerinde otobüslerin kalkacağı duraklardan biri olan Kadıköy'e gittik.

 Kadıköy'de pek bir kalabalık yoktu ilk saatlerde. Gerginlik ve nereye gittiğimizi bilmememiz ortalıkta sakinliği getiriyordu.


 Saatler geçtikçe insanlar alkolünde etkisiyle gelen rahatlık insanlara meşaleler yaktırdı ve marşlar salı pazarını inletmeye başlattı.

 Otobüsteki olaylar hakkında söyleyeceğim şeyler var. Aziz Yıldırım ve Adnan Polat ağız birliği yaparak bir daha deplasmanlara taraftar götürmeyeceklerini söylediler. Ancak farkında olmadıkları bir şeyler vardı. Söz verildiği gibi 25-30 otobüs gelmemişti ve insanlar dip dibe otobüslere doluştular.Nefes almak dahi imkansızdı. Camların kırılması tamamen emniyet güçlerinin zaten hali hazırda sıkıntı içinde olan taraftarları biraz nefes almak uğruna camları kırmaya yöneltti. Aziz Yıldırım'a gelince, eğer sözünü tutmuyorsanız ve bütün koşullar sizin taraftarlarınız aleyhineyse bu tür olaylar normal. Lütfen sözlerimden taraftarların tamamen masum olduğu düşünülmesin.


Ne olduğu belli olmayan planlanmamış ve spontane yürütülen yolculuktan sonra stadın epey uzağında otobüslerden indirilerek yürütülmeye başladık. Stat tüm pırıltısıyla bizi bekliyordu.
 


 Her ne kadar televizyon başındaki insanlar pek sesimizi duymamış olsalar da tribün o gün tek kelimeyle şahaneydi. Maçın heyecanı benim gibi bir sürü kişiyi gerdiği için marşlarda bazı bölümler eşlik birliğinde sıkıntı yaşandı. 

Yiğidi öldürüp hakkını vermek lazım. Gerçekten çok güzel bir stat yapmışlar. Emirates'i andırıyor. Ama üst tribünler sahaya çok uzak kalıyor. Akustik konusunda hiç bir sıkıntısı yok. Rekor denemelerinde şahsen benim kulaklarım çınladı. E tabi bunda hoparlörlerinde yardımı vardı.


 Maçtan sonra tribün durmadı. Coşkudan ve zevkten herkes 4 köşeydi.


 Stat boşalmakta biraz sıkıntı çekti. Çünkü Galatasaray taraftarı ne kadar geç çıksalar o kadar bizimde geç çıkacağımızı biliyorlardı ve beklediler. Ancak unuttukları bir şey vardı Galibiyet sarhoşu taraftarın 1 saat değil 10 saat umurunda olmaz.

 Takım 30-45 dk sonra sahaya tekrar geldi. Muhteşem görüntülere tanık olduk. Takım el ele kol kola geldi. Tamamen beklediğimiz birlik vardı.

Bu 2 resmi her ne kadar dünyanın en önemli derbilerden biride olsa ertesi sabah hayat normale döner. Hepimiz bu gerçeği bilerek çevremizdekileri incitme konusunda dikkatli olalım. 

Videolar ile devam edelim;
Samanyolu ile atkılar açıldı
Takımın sahaya tekrar gelişi (bazı kısımlar +18)

MeS

13 Mart 2011 Pazar

Pankartlarla Fenerbahçe - Konyaspor Maçı

Bugün maçta açılan tüm pankartlar ayrı ayrı çok önemliydi. Fakat 2 tanesi gündem hakkında çok güzel yorumlar içeriyordu.
Birincisi Sn.Şener'in "Türkiye'nin 3/4'ü bizim şampiyon olmamızı istiyor" söyleminden yola çıkarak hazırlanmıştı.
Türkiye'nin 1/:4'ü > 3/4'ünden
Bir diğeri ise 2 hafta önce erişimi engellenen bloglar ile ilgiliydi. #blogumadokunma diyen herkesin ilgisini çekti.


Ünifeb


MeS


Hagi Hocaysa Şayet...


Maç güzel başlamış... 3. haftadaki Eskişehirspor maçından sonra ilk defa deplasmanda ilk yarıda gol atmışsın ve ilk yarıyı önde kapatmışsın... Üstelik golü ironik olarak Aydın Yılmaz atmış... Her şey iyi güzel... Bugün biraz daha 2 forvete yakın oynuyorsun ki, olması gereken de buydu. Kewell önde Stancu patlayıcı güç arkadan ikinci forvet olarak destek kuvvet, nitekim golü de bu şekilde bulduk. Kewell'ın tuttuğu topta arkaya sarkan Pino topu aldı ve Aydın'a attırdı golü. Peki iyi güzel, işler iyi gidiyor, peki noluyorda be adam oyuncuların hepsinin yeriyle oynuyosun, taktiği tekrar 4-3-3 e döndürüyorsun 4-2-3-1 den!!! Çağlar'ı haftayı düşünerek atılmasın diye çıkarıyorsun (hakemin saçma sapan bir kararından sarı kart gördü diye) peki Galatasaray'ın futbolcusu bu kadar acemi mi? Atılmak istemezse atılmaz(!) Çağlar çıkınca sarı kartlı(!) top tekniği sıfır(!) Cana stopere geçiyor ve asıl katliam Hakan Balta sol beke geçiyor. Olacak iş değil. Hakan Balta'nın sol beke geldiği her maçı kaybetmeye mahkumuz. Sezon başından beri kendi hatalarıyla kaybettirdiği Karpaty maçları içerde dışarda, ilk yarıda Rijkaard'ı gönderttikleri(!) Ankaragücü maçı ve aklıma gelmeyen sayısız hatalar yaptığı maçlar... Hakan Balta eğer oynayacaksa bu takımda sadece ve sadece stoper oynar o kadar, ki kötü de değildi stoperde. Peki büyük usta(!) Hagi, Barış'ın bu takımda ne işi var, ne işi olur? Zaten kabiliyet yoksunu bir adam bir de sakatlıktan çıkmış. Tam baskı yiyeceğin dakikalarda pas yapman, topu ilerde tutman gerekirken Pino'yu alıyorsun Barış'ı sokuyorsun, Mustafa Sarp'ı sokuyorsun. Yazıklar olsun Hagi. Bir maçı nasıl kaybederimi sergiledin 70 ten sonra. Nasıl kovulurumun peşindesin herhalde ya da dilim varmıyor ama futboldan zerre kadar anlamıyorsun!!! Tekrarlıyorum çok büyük futbolcuydun ama sadece ve sadece o kadar... Lütfen, sana yalvarıyorum ceketini al git burdan. Aklımızdaki o müthiş anılarına burda durdukça çomak sokma lütfen... O anıları öldürme.

Bir çift sözde kaleye geçirdiğiniz kaleci müsvettesi Zapata'ya... Zapata'nın kalecilikle falan alakası yok dostlar bunu kafanıza yazın... Bir tane top çıkartmaz mı bir kaleci, bir tane pozitif katkı vermez mi? Ufuk'la Aykut'un suçu neydi o zaman ki kestiniz adamları... Yazıklar olsun...

İlginçtir Ankaragücü son iki sezondur Galatasaray'ın kader maçlarında hep ön planda. Geçen yıl 6da 6 giderken son dakikalarda 3-0 yenmişlerdi bizi ve Rijkaard'ın takımının düşüşü başlamıştı. Nitekim bu yıl da Ankaragücü maçında alınan mağlubiyet sonrası (ki hala iddaa ediyorum, maçtaydım ve o maçta ki oyun normal değildi sorgulanması, soruşturulması gerekirdi...) Rijkaard'ın görevine son verildi. Bakarsınız onun yerine gelen Hagi'de bir Ankaragücü hüsranından sonra gönderilir. Hayat bu, gün olur devran döner!!!
Yönetiminden teknik direktörüne, futbolcusuna hepinize binlerce kere yazıklar olsun...

Şimdi kalk Fenerbahçe baskısıyla Cuma'ya alınan Fener derbisine git... Yine orada olacağız... Bizim sevgimiz renklere, ne futbolcusuna ne yöneticisine... Bunu anlayın. Sonra da Mayıs'ı görünce hepiniz kibarca çekip gidin... On binlerce kere, milyonlarca kere yazıklar olsun.

                                                            NedimMeseri

8 Mart 2011 Salı

Fenerbahçeli Bloggerlar Buluşuyor #2


Fenerbahçeli bloggerlar buluşmaya devam ediyor. Sadece nette takılmakla, sadece nette arkadaşlık yapmakla, sadece nette muhabbet etmekle yetinmiyoruz ve gerçek hayatta da buluşuyoruz bu samimiyetimizi daha da sağlamlaştırıyoruz.

Pazar günü oynanacak Fenerbahçe-Konyaspor maçı öncesi yine buluşuyoruz. Yanımızda olmak isteyen herkesi bekleriz. Blogger, Galatasaraylı blogger, Beşiktaşlı blogger farketmez. Gelsinler muhabbet edelim. İçkimizi içelim.

Buluşma saati ; 14:30 - 15:00
Buluşma yeri ; Kadıköy Balıkcılar Çarşısının orada yer alan Ali Baba Restoran.


Ayrıca sadece yanımızda olmayıp maçı da bizimle beraber tribünde izlemek isteyenler biletlerini Türk Telekom tribününden alabilirler.

Sloganımız yine belli '' Fenerbahçe'yi yazmıyoruz, konuşuyoruz. ''

7 Mart 2011 Pazartesi

Fenerbahçe'nin Pazartesi Maçları



Fenerbahçemiz bu akşam deplasmanda Gençlerbirliği ile bu sezon ki 6. pazartesi maçına çıkacak.


Peki daha önce oynadığı 5 maçta neler yaşandı? Rakamsal olarak onlardan bahsedelim.


Daha önce oynadığı 5 maçın 3'ünü deplasmanda oynamışız.


Oynadığımız 5 maçta 19 gol atarken 8 gol yemişiz.


Attığımız 19 golün 1 tanesi penaltıdan, 3 tanesi kafa ile 15 tanesi ise ayak ile atılmış.


Oynadığımız maçlar ve sonuçları;
Trabzonspor 3 - 2 Fenerbahçe
Kasımpaşa 2 - 6 Fenerbahçe
Konyaspor 1 - 4 Fenerbahçe
Fenerbahçe 5 - 2 Bucaspor
Fenerbahçe 2 -0 Kayserispor

Peki 19 golü hangi futbolcular paylaşmış;
Mamadou Niang (5)
Alex de Souza (5)
Emre Belözoğlu (3)
Semih Şentürk (2)
Diego Lugano (2)
Miroslav Stoch (1)
Mehmet Topuz (1)
Gollerin dakikaları;
0'-15' (4)
16'-30' (5)
31'-45' (3)
46'-60' (0)
61'-75'(3)
76'-90' (4)
Çok ilginç 3 istatistik;
Emre Belözoğlu bu sezon ligte attığı 3 golüde pazartesi maçlarında atmış.
Mehmet Topuz ve Miroslav Stoch bu sezon attıkları tek golü pazartesi maçlarında atmışlar.

Pazartesi oynadığımız maçların hiç birinde kırmızı kart görmemişiz. 8 sarı kart görmüşüz.

En çok kart gören 2 sarı ile Diego Lugano olmuş.

Pazartesi maçlarının hepsinde 3 oyuncu değişilik hakkımızıda kullanmışız.
MeS

2 Mart 2011 Çarşamba

Digiturk'e Ortak Mail


Digiturk 320 milyon vermiş. Neden ? Türk halkına, Türk futboluna hizmet etmek için mi? Misal ihalede başka bir rakibi olmasaydı da bu rakamı verecek ve ardından Türk futbolu kazansın mı diyecekti ? Hayır. Sen para kazanmak için bu işe giriyorsun ve sen kazandıkça da şans o ya Türk futbolu da kazanıyor. Senin böyle bir niyetin yok, kar amaçlı bir kurumsun. Buna eleştiri getirmiyorum ama sanki asıl niyetleri Türk Futboluna “bedavaya” hizmet ediyormuş da hiç milyonlar kazanmıyormuşcasına sürekli olarak kendisini reklam etme saçmalığına bir son versinler artık. Lütfen bu konuda bizi daha fazla salak yerine koymayın, lütfen.. İşin sonunda babanızın ya da Türk Futbolunun hayrına değil cebinize giren paralara göre hareket ediyorsunuz. Sadece burada dahi asli düşünce daha fazla kar yapacağınızı düşünmeniz.. Daha fazla para olunca okurlarıyla beraber milyonlarca insanı zor durumda bırakmaktan çekinmiyorsunuz.. Böylesiniz çünkü ve fakat gelin görün ki bu eylem sonucunda kazandığınız kuruş dahi olmayacaktır.
Beş yıldır verdiğim emeği hiçbir suç işlememiş olmama rağmen çöpe atışınızın içerisinden yola çıkıp zarar gören insanları değil -bunlarla ilgilenmiyorsunuz, biliyoruz- asıl meseleyi konuşalım derim ben.. Eyleminiz size düşündüğünüz gibi daha fazla para kazandıracak mıdır?
Bakın iddiam odur ki benim kadar internetten canlı maç izlemiş insan çok fazla yoktur. Eğer mevzu bahis konu internetten kaçak yayın üzerinden maç izlemek ise bu konuda ben kendimi bilirkişi olarak addedebilirim ve hemen şunun altını çizelim: Blogspot teknik olarak maçları yayınlayamaz. Stream edebilme özelliği yok. Ama bir başka yerde yayınlanılan maçı basit bir kodu kopyalayıp yapıştırarak bloga taşıyabilir. Eğer siz ciddi anlamda maçları yayınlama gayreti içerisinde olan web sitelerini kapatabilirseniz blogspot içerik olarak zaten maçı canlı yayınlayamaz. Blogspot adresi kopyalama yeri olarak önem taşır. Burası kapatılırsa o kod ile çok başka yerde üstelik hiçbir zahmete girmeden maçları aynı insanlar kaçak bir şekilde yayınlamaya devam eder. Milyon tane bloggerdan bunu yapan insan sayısı çok fazla değildir zaten.. Geride kalan ve mağdur olan milyonları da düşünmelisiniz.
Bugün Aceto Balsamico’nun günlük okur kitlesi on bin kişi. Gazetelerin tirajına bakarsanız eğer pek çok ulusal gazeteden daha fazla okunduğunu görebilirsiniz. Ve bu sadece binlercesinden bir tanesidir. Binle yüzbinle çarpın bunu.. Siz neyi kapattırdınızın farkında mısınız üç-beş tanesi adına?
Ben Digiturkwebtv’den seyrediyorum Türkiye Süper Ligi maçlarını. Üstelik bu fikir bana bizzat kendi blogumda yayınladığım reklam sonrası aklıma düşmüştür. Bir yıllık ücretini daha tek bir maç izlemeden peşin verdim. Benden vaad edilen hizmetin parasını peşin alır iken pek çok maçı teknik yetersizlik nedeniyle seyredemedim. Yahu bir Web sitesinde her gün teknik çalışma mı olur ? Öyle oldu ki digiturkwebtv abonesi olmama rağmen maçı ben Sop Cast üzerinden izlemek zorunda bırakıldım. Herhangi bir blogun üzerinden Türkiye Süper Ligi maçı izlemedim ama onlarca, yüzlerce farklı siteden çeşitli maçları seyrettiğim olmuştur. Bir kez olsun blogspot eklemeli bir adres yoktu bunların arasında..
Maçlar internetten izlenebiliyor ve blogspot bunun çok ama çok küçük bir parçası.Tek önemli özelliği çok kolay bir şekilde siteye sahip olunabilir oluşudur. Ama kapanırsa bu kaçak yayın yapan insanlar mağdur olmaz, yer değiştirir sadece ve maç yayınları engellenmez iken sonunda blogspot yerine farklı ama aynı şekilde açılması beş dakika süren diğer yerlere kayarlar. Şu adrese girerek bugünkü maçları nereden izleyebileceğinizi görebilirsiniz. Sop Cast, TVU, Tvanats ve bir dolu site var. Hafta sonu ise Türkiye Süper Ligi de işin içerisine girer ve göreceksiniz ki blogspot eklemeli tek bir site burada yoktur. Mesele de zaten bu değil.
Hülasa; Maçların internetten yayınlanmasına en ufak bir zararı dokunmayacak olan eylemin içerisindedir Digiturk ve fakat aynı zamanda ne kazanmıştır ?Milyona varan ve kendisini yazı ile ifade edebilen insanları karşısına almış, Türk futboluna hizmet eden kurumdan bir anda şeytan, düşman, yasakçı zihniyet, kötü gibi sıfatlarla anılmıştır. Digiturk yönetimi böyle düşüncesizce hareket ettiren yöneticisi ile hesaplaşmaldır 320 milyon avro hatrına.. Bu çok net bir vizyonsuzluk örneğidir.
Bir sitenin içerisindeki herhangi bir binanın herhangi bir dairesinde yaşayan suçluyu açığa çıkarmak için site yöneticisinin size göre duyarsız tutumu nedeniyle içerisinde yaşayan bütün insanları sokağa atmaktır yaptığınız. Kanunen kendi çapınızda haklı da olsanız yapılan insansızlıktır. O bir insan suçu dışarıda işliyor ve kendisine kalacak başka yer bulduğu andan itibaren suç işlemeye devam edecektir ve fakat onca insan durduk yere zor durumda kalacaktır. Birazcıcık bu açıdan bakmayı deneyin.. Bu eylemin, bu mağduriyetin karşılığı da olacaktır ve kazanacağınız kuruşu etkileyecektir.
Yazıyla kendisini ifade eden ve bir şekilde okutturabilen bu insanları küçümsemek nerden baksan saçmalamaktır. Koca “Devlet” dahi bu konuda zor duruma düşer iken halkın gözündeki sempatisi kazanacakları kuruşta önemli yeri olan özel bir şirketin böyle bir saçmalığın içerisinde olmuş olmasını anlamak mümkün değil. Derhal bu yasağı kaldırın ve size bu fikrin kuruş kazandıracağına inandırmış olan yetkiliyi de şirketinizden uzaklaştırın. Hem siz hem biz mağdur olmayalım..