26 Şubat 2011 Cumartesi

FORMAYI ÇIKARIN RÜTBEYİ SÖKÜN ÇEKİN GİDİN


Yeter!!! İnsaf!!! Söyleyecek söz kalmadı artık, yanlış yapılanmanın, üst üste yapılan saçma hataların, tercihlerin, seçimlerin ızdırabını bu taraftar çekmek zorunda mı! Kimsiniz siz ki, Galatasaray gibi bir markayla oyun oynuyorsunuz! Kimsiniz siz bu takımı bu hale getiriyorsunuz! Şimdi maç hakkında bir görüş belirtmek dahi istemiyorum. Sadece maçın başından beri aksayan Serkan Kurtuluş'u göremeyen, Yekta'yı almak için 73 dakika bekleyen, ve Serkan yerine Sabri'yi çıkaran, Cana'yı stoper, Neill'ı orta saha oynatan, Stancu'yu sola hapseden, Sabri'yi kurtlar sofrasına atan HAGI çok büyük futbolcuydun ama sadece o kadar! Teknik direktörlükle maalesef alakan yok, nasıl ki Adnan Sezgin'in sportif  direktörlükle, Adnan Polat'ın seçimlerle(sportif açıdan başkanlıkla) alakası yok ise... Gerets'i gönder, Feldkamp suçlu gönder, Cevat Güler'i yok say Adnan Sezgin şampiyon yaptı takımı diye açıklama yap, Skibbe suçlu gönder, Rijkaard suçlu gönder, geriye dönelim LUCESCU şampiyon yaptı takımı gönder... Peki Hagi mi bunlardan daha büyük teknik direktör? Misimoviç sakız çiğnedi, güldü kadro dışı bırak açıklama bile yapma... Ya siz kiminle dalga geçiyorsunuz? Dakika 91 olmuş skor 3-1 Belediye lehine Emre Çolak'ı oyuna sokuyor, dalga geçer gibi... Maç gidiyor, soldan sürekli geliyorlar hala müdahale etmiyor. Olacak iş değil. Artık kelimeler yetersiz kalıyor... Futbolcular formayı çıkarın gidin, teknik direktör ceketi as çek git, ama başkan daha fazla zarar verme artık bu takıma, madem beceremiyorsun sportif işleri bırak ya bırak bu taraftarı daha fazla üzmeyin... Dünya markasını ne hale getirdiniz, hepinize yazıklar olsun!!!

NedimMeseri

25 Şubat 2011 Cuma

Fenerbahçe Ülker 65-80 Olympiacos | Ribaundun Gücü



Maç hiç kimsenin tahmin etmediği şekilde kötü bir skorlar bitti. Fenerbahçe Ülker olarak garanti gözüyle baktığımız grup birinciliğine şimdi ise uzaktan bakıyor ve gruptan çıkmanın hesaplarını yapıyoruz. Power Electronic Valencia karşısında deplasmanda alacağımız galibiyet ve ya 1 farklı mağlubiyet bizi üst tura taşıyacak fakat ya olmazsa? Rüyalar aleminden çabuk mu uyanacağız? Yakışacak mı böyle bir elenme, Ömer'e Mirsad'a Emir'e !

Maça gelirsek maç ta ilk iki periyot muhteşem bir çekişme sahada istenilen mücadele vardı! Fakat RİBAUND problemi gözden kaçmıyor ve pota altı adeta yayla gibi olmuştu. Çok saçma bir savunma düzeniyle oynadık. Pota altında sıkı savunma yoktu, kısa mesafeden atışlarına çıkabilen oyuncuda yoktu ve bunu Olympiacos çok iyi değerlendirdi.

2. yarının hemen başında üst üste aldığımız savunma RİBAUNDları ile farkı 10 sayıya kadar getirdik anca o andan itibaren laubalilik hat safhadaydı ve adeta Olympiacos ambargo koydu maça.

Maç boyunca Olimpiacos 38 ribaund alırken Fenerbahçe 30 ribauntta kaldı.

Yunan takımının oyuncuları hakkında da söylemek istediğim bir iki şey var. Maç içinde Teodosiç ve maç sonunda 4 numaraları saha kenarında bulunan taraftarları kışkırtmak ve olay çıkartmak için uğraştılar. Maç boyunca bu zarfı açmadık. Maç sonunda 4 numara pota arkasındakilere kol hareketi yapınca Kaya Peker sinirlendi, ortam gerildi ve bir kaç şişe atıldı. Bizim böyle tahriklere gelmememiz lazım çünkü onların yüz yıllardır amacı belli !
MeS

24 Şubat 2011 Perşembe

Sabri Ugan ile Gündem


MeS önsözü : Arkadaşlar röportajı Sabri Abi'den geldiği gibi tüm doğallığı ile yayınlıyorum. Kendisine teşekkürleri bir borç bilirim. Bu blog kendisini hiç bir zaman unutmayacak.

CEVAPLAR ÖNCESİNDE SABRİ UGAN ÖNSÖZÜ: İçtenlikle cevapladım ama sonra dönüp kontrol etmedim. Gördüğünüz tüm imla hataları blog sahibinin sorumluluğundadır. J
Bir not daha: Bu sorular bana yönetildikten sonra yoğunluk nedeniyle biraz geç cevapladım. Gelişen olaylar oldu. O olaylarla ilgili sorularınız olursa, ne düşündüğümü merak ederseniz, elimden geldiğince okuyucu yorumları içerisinde onlara da cevap vermeye çalışırım.
Buyrun bakalım J


-Gündem ile ilgili konuşmaya başlarken çok üzücü bir olay geliyor aklıma. TT Arena'da taraftarlar tarafından atılan bir şişeyle kafası kırılan genç Batuhan'dan yola çıkarak Türk Sporu'ndaki şiddet hakkınde ne düşünüyorsunuz?

SU: Kim onlar? Taş atanlar? Döner bıçakları, demir çubuklar, kasaturalarla maça gelenler? Bir arada yaşadığımız insanlar. Bakkalda, sinemada, kahvede, otobüs duraklarında, plajda, barda karşımıza çıkan senin benim gibi insanlar… Uzaydan gelmiyorlar. Şiddeti “futbol” olarak kategorize etmek yanlış, Şiddet okulda da var, trafikte de… Çözüm mü? Uzun vadede eğitim-kültür, kısa vadede caydırıcı hukuki cezalar. Benim de bir oğlum var. Söylediklerimi okuyan yüzlerce insanın da mutlaka Batuhan yaşlarında sevdikleri var. Onlarla birlikte hayatı paylaşma hakkımızı elimizden almaya kimin hakkı var?

-Spor Toto Süper Lig'in de sizce şampiyonluğa en yakın takım hangisi?

SU: Bilemedim uzun bir cevap mı istersin, kısa mı? Ama biraz uzun tutmayı tercih ederim… Ben bu soruya cevap verirken, Fenerbahçe futbolseverler açısından seyir zevki yüksek karşılaşmada Beşiktaş’ı 4-2 yenerek maç fazlasıyla liderliğe yükselmişti… Bir şampiyonluk adayında olması gereken tüm unsurlara sahip şu anda Fenerbahçe. İstim üzerindeler. Bu görüntüsüyle şampiyonluğa Fenerbahçe’yi daha yakın görüyorum…
Ama; yabancı haklarını iyi kullanan takımlar güç dengesindeki uçurumu ortadan kaldırdılar. Artık kolay maç yok. Ne Trabzonspor, ne Bursaspor bu yarıştan elbette kolay kolay vazgeçmeyecek. Süper Lig’de değişen şu oldu. Bugünkü durumuyla artık ligin son sırasındaki Kasımpaşa bile kolay rakip değil… Bakın; görünen o ki, Beşiktaş ve Galatasaray Avrupa’ya ancak Türkiye Kupası’nı alarak katılabilir. Tamam, köprünün altından daha çok sular akacaktır. Yine de rahatlıkla söyleyebilirim ki; bu görüntüsüyle ne Galatasaray’ın ne de Beşiktaş’ın, bu Gaziantepspor’u elemesi mümkün değil.
Türk futbolu açısından güzel bir nokta bu.. Şunu kabul edelim. Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş futbolun lokomotifidir… Belki bu tablo onlara vizyonlarını biraz daha büyütmek zorunda oldukları gerçeğini hatırlatır.

-STSL'de sizi hayal kırıklığına uğratan ve yaptığı çıkışla şaşırtan takım hangisi?

SU: Bakıp da hayal kırıklığına uğradığım takım yok… Tabloya kalbinizle değil biraz daha akıl ve mantıkla baktığınızda bir takım gerçekleri rahatlıkla görebiliyorsunuz. Galatasaray’ın bulunduğu yer, içinde bulunduğu durum ve kadro yapısına baktığınız zaman doğru orantılı… Şaşılacak bir şey yok. Beşiktaş kadrosunun ikiye ayrıldığını hep söyledik… Hücum yapanlar ve savunanlar… Q7, Guti, Simao yıldız futbolcular. Alınmalarına hiçbir itirazım yok. Ama onlar savunma yapmazsa Beşiktaş takım olamaz. Beşiktaş takım olamamanın, takım savunması yapamamasının sıkıntısı yaşıyor. Fenerbahçe kadro olarak iyi. Belki onlar da takım olma sorunu yaşadılar ama Antalyaspor galibiyeti Fenerbahçe için dönüm noktası oldu adeta.. Kadıköy’deki Trabzonspor galibiyetiyle liderlik koltuğuna bir elleriyle de onlar yapıştılar.
Karabükspor alt ligden gelen ve teknik direktörünü değiştirmeyen bir takım. Bulundukları yerden daha iyi çıkmalarını “Demek teknik direktör değiştirmeden de oluyormuş” düşüncesinin yerleşmesi için istiyorum.  Eskişehirspor  ve Manisaspor Teknik Direktör değişikliği sonrasında müthiş bir çıkış yakaladılar. Ama benim merak ettiğim Kasımpaşspor… Bakalım üst üste aldıkları 2 galibiyetin devamını getirebilecekler mi? Eğer bu galibiyet serisine devam ederlerse, ligin alt sıralarına da ayrı bir format atmış olacaklar.

-Alex ile Fenerbahçe arasındaki flörtün 2 yıl daha uzaması ve Alex hakkındaki görüşlerinizi kısaca alabilir miyiz?

SU: Hiç ağzımda gevelemeyeceğim… Alex Türkiye’ye gelip de takımına en fazla katkı yapan isimler listesinin zirvesinde. Hiç başka futbolcularla kıyaslama falan yaparak zaman da kaybetmeyeceğim. Alex Fenerbahçe’nin olmazsa olmazlarından. Tek handikabı, Alex’in teknik direktörleri belirli bir taktik anlayışına sıkıştırması. Nitekim Aykut Kocaman da bunun altını çiziyor yaptığı röportajlarda.. Ama böyle oynadıkları sürece sistem Alex kapasitesindeki yıldızların üzerine kurulur. Yine de her duruma ayak uydurma anlamında Fenerbahçe’nin Alex olmadan da oynamasını öğrenmesi gerekiyor.

-Sezon başında Fenerbahçe eski oyuncularından Aykut Kocaman'ı sonra devre arasında Galatasaray Gheroge Hagi'yi takımın başına getirdi. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz eski oyuncuların takımların başına getirilmelerine? Biliyorsunuz ki daha önceden "harcama"lar olmuştu eski futbolcuları.

SU: Ben bütünlükten yanayım… Eğer Fenerbahçe taraftarı Aykut Kocaman’ın teknik direktör olmasına yüzde 80 gibi büyük bir onay veriyorsa, hatta en kara günlerde bile desteğini bu oranın altına indirmiyorsa kim ne diyebilir ki? O halde Aykut Kocaman Fenerbahçe için doğru bir tercihtir. Hagi konusunu da bu şekilde değerlendirmek gerek. Ben Galatasaray’ın Rijkaard sonrasındaki durumunun bir “geçiş dönemi” teknik direktörüne ihtiyaç gerektirdiği gerçeğinin altını çizdim. Fatih terim, olmazsa Hagi bu anlamda doğru olarak nitelendirdiğim tercihlerdi. Tekrar söylüyorum. “Geçiş dönemi olarak”… Galatasaray taraftarının Hagi’nin teknik direktörlük yetenekleriyle ilgili soru işaretleri var. Bu işaretleri Hagi’nin taktik zekası kaldıracak ya da artıracak. Ama şahsi fikrim şudur. Lokomotif takımlar sadece “Mücadele” gücü yüksek takım kurmazlar. Büyük takımlar taraftarlarına daha fazlasını vermek zorundalar… Geniş vizyon… Hagi’yi de bu geniş vizyon kavramı içinde değerlendirmek gerekiyor.


-Sizce Galatasaray da 10 yıl içinde ki gerilemeleri hangi etkenlere bağlıyorsunuz? Yönetim? Teknik Heyetler?

SU: Hepsinden biraz… Yönetimler futbolcu transfer ederler, teknik direktörler de o futbolculardan takım oluştururlar. Bir yanlış diğer doğruyu da götürür… Galatasaray çok borçlandı. Bu borç yükü, Galatasaray’ın futbol alanındaki vizyonunu küçülttü. Vizyon küçülünce, diğer takımlar arasında büyük fark kalmadı. Mesela şöyle söyleyebilirim: Gaziantepspor’un kalesinde (Doğru yazılışını aramayacağım, doğru telaffuz da edemiyor olabilirim) Karcemarskas varken, Galatasaray Zapata’dan daha iyisini bulabilmeli… Önemli olan söylediğim gibi vizyon…


-"Arda Turan" Aslan Yürekli Kaptan adlı kitabın yazarı olarak, Arda Turan ile ilgili düşünceleriniz ve gelecek için Arda'ya önerileriniz nelerdir?

SU: Arda’yı seviyorum. Hiç birimiz 20 yaşımızda 10, 30 yaşımızda 20, 50 yaşımızda 30 yaşımızdaki gibi yaşamıyoruz… Arda da yaşaması gereken neyse, kalbinden geçen neyse onu yaşıyor. Ama işte dekor o kadar önemli ki. Galatasaray bekleneni veremeyince Arda’nın atığı her  adım göze batıyor. Ben Arda’nın yerinde olsam mutlaka İngilizce ve İspanyolca öğrenirdim. Bunu kendisine de söyledim J

-Beşiktaş'ın transferleri sizce doğru transferler mi? Yoksa spekülatif mi?

SU: Beşiktaş kaliteleri tartışılmayacak futbolcular aldı… Bugün alınan sonuçlar o transferlerin yanlış olduğu anlamına gelmez. Söylediğim gibi yöneticiler futbolcu alır, teknik direktör o futbolculardan takım yapar. Ama birinin yanlışı diğer doğruyu da götürür. Burada yanlış, alınanlar değil, alınmayanlarla ilgili.. Beşiktaş ön tarafa gösterdiği özeni savunmaya da göstermeliydi… Schuster ‘in elinde biraz daha savunma seçeneği olmalı ayrıca yıldızlara takım olmanın önemini anlatmalı ve takım savunmasını geliştirmeliydi…

-Serdar Adalı'nın tehditkar açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

SU: Serdar bey de biliyordur bunların yanlış olduğunu… Ama bazen bu açıklamalar kaçınılmaz oluyor. Çünkü taraftarınız sizden böyle çıkışlar bekliyor. Şöyle olsun… Bu konuda sadece hak mahrumiyetleri değil, para cezalarının da uygulanması taraftarıyım.. Ama hakça… Adil ve standart…

-Trabzonspor'un 2. yarının ilk 3 maçında kaybettiği 7 puanı nelere bağlıyorsunuz?

SU: Kötü haber geldi mi üst üste gelirmiş… Bir puan kaybı tereddüdü beraberinde getirdiğinde kendine güven azalır, stres çoğalır. Futbolda kaybetmek de doğal sonuç. Önemli olan bunun psikolojik ve teknik olarak üstesinden gelebilmek. Tabi bunda Trabzonspor’un yaşadığı sakatlıkların da etkisi var. Trabzonspor ilk yarı boyunca her futbolcusundan üst düzey verim aldı. Form düşüklükleri olacak ve bunun skora yansıması da doğal. Söylediğim gibi, artık kolay maç kalmadı. Düştü gözüyle bakılan Kasımpaşa bile can havliyle saldırıyor.

-Bursaspor ve Kayserispor'dan yola çıkarak Türk futbolunda ki "Anadolu Devrimi"ni kısaca değerlendirir misiniz?

SU: Türk futbolunu ileri götürecek hamleler… Bakın… Her birimiz bir takımı tutuyor olabiliriz. Gönül verdiğimiz takımın her maçını kazanmasını isteyebiliriz. Ama bu futbol adına sağlıklı  bir düşünce değil. Hiç kimse farkında değil ama Avrupa arenasında bu tablomuz devam ederse yakında statü gereği daha az takımla katılıp, daha fazla ön eleme oynamak durumunda kalacağız. Ayrıca kulüplerimiz ve milli takımımız eleme turlarında daha güçlü rakiplerle eşleşecek. O zafer günleri artık gerilerde kaldı. Bunun önüne geçmenin öncelikli yolu, rekabetçi bir lige sahip olmaktan geçiyor. Ligde şampiyon olmuş takımları bir yana bırakarak konuşuyorum…  Kayserispor, Gaziantepspor hatta Eskişehirspor zirve mücadelesi yapacak potansiyele sahip takımlar. Bursaspor ve Trabzonspor’u da içine alarak söylüyorum; Kayserispor ve Gaziantepspor özellikle yabancı seçimlerini çok iyi yapıp, Türk futbolcu kalitesini artırınca bir anda Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş gibi takımların kalitesini yakaladı. Bu durum, “büyükler” dediğimiz Türkiye’nin futbol lokomotiflerine hız getirecektir. Getirmek zorunda. Böylece Türk futbolu kalitesini ve gücünü artırabilecek. Bir başka deyişle, Anadolu Takımları sadece kendi tarihleri için değil aynı zamanda Türk futbolu açısından da misyon sahibi durumundalar.


-Mikrofonlar kapandığında Sabri Ugan nasıl biridir?

SU: Bak bunu benim adıma yıllar yılar önce en sevdiğim yazarlardan Halil Cibran yazmış… O kadar ben ki, özetliyorum:

Dostum, göründüğüm gibi değilim.
Görünüş sadece giydiğim bir elbisedir. Senin sorgularından beni, benim kayıtsızlığımdan seni koruyan, özenle örülmüş bir elbise.
Ne söylediklerime inanmanı, ne de yaptıklarıma güvenmeni isterim … Çünkü sözlerim senin aklından geçenlerin dile getirilmesinden, yaptıklarımsa umutlarının eylemleştirilmesinden başka bir şey değildir.
“Rüzgar doğuya esiyor”  dediğin zaman “evet, doğuya esiyor” derim:  Çünkü düşüncelerimin rüzgarda değil, deniz üzerinde dolaştığını bilesin istemem.
Denizlerde gezen düşüncelerimi anlayamazsın, zaten anlamanı da istemem. Bırak denizimle başbaşa kalayım.
Senin için gündüz olduğu zaman dostum, benim için gecedir:  Böyle olsa da ben yeşil tepelere değerek oynayan öyle vaktini, vadiden süzülen mor gölgeleri anlatırım; çünkü sen ne karanlığımın türkülerini duyabilir, ne de yıldızlara çarpan kanatlarımı görebilirsin.. Görmemenden, duymamandan hoşnudum ben.  Bırak gecemle başbaşa kalayım..
Dostum, sen iyi, ihtiyatlı, akıllısın; hayır sen eksiksizsin… Ben de seninle ölçülü ve düşünerek konuşurum.
Oysa ben deliyim. Ama gizliyorum deliliğimi. Bırak deliliğimle başbaşa kalayım.
Dostum, sen benim dostum değilsin, ama ben bunu sana nasıl anlatacağım?
Benim yolum senin yolun değil, gene de birlikte yürüyoruz elele.


-Kitabınız hakkında söylemek istedikleriniz?

SU: Arda Turan… Şimdi hemen birçok insan burun kıvıracak. “Neden Arda Turan” diye soracak… Ben Arda Turan’ı yazmak istedim, yazdım. Ama mesela bir Alex’i, bir Necip’i, bir Sercan’ı da onları yakından tanıyanlardan okumak isterim. Ben Arda’yı yazdım, umarım en kısa zamanda onları da okurum..
Arda ama, bu yaştaki Arda değil… Ben 6-7 yaşında sokaktaki bir miniğe odaklandım, sonra annesi o’nu elinden tutup Galatasaray alt yapısına getirdi. Ve şans yüzüne güldü. Galatasaray formasını giydiği ilk maçta da noktaladım… Doğrusunu söylemek gerekirse bu bir çocuk kitabı. Çocukların seveceği bir kitap. Ama hep söylüyorum, büyükler ellerine aldıklarında çocuklar biraz beklemek zorunda kalacaklar J Özellikle Arda ile annesi arasındaki ilişkiyi –kendimle özdeşleştirip- çok iyi ifade ettiğimi düşünüyorum… Kitapla ilgili söyleyeceğim son cümle şu: Eleştirebilirsiniz… Sonuna kadar hakkınız var. Ama ben kitabı okuduktan sonra yapılan –yerin dibine soksa da- eleştirilere saygı duyarım”

-Spikerliğe başlamaya basıl karar verdiniz?

SU: Gazeteciydim.. Güzel yazıyordum ( işimle ilgili konularda alçakgönüllü değilim) J güzel yazdığım kadar güzel konuştuğumu da biliyordum. Sanırım bu kader.. Düşünüyorum da, sanki yaradan adım adım beni şu anda bulunduğum noktaya özel bir planla getirmiş… Bu anlamda kendimi şanslı bir insan olarak kabul ediyor ve bulduğum her fırsatta allaha teşekkür ediyorum.

-Unutamadığınız maç?

SU: Çok… J Finlandiya: 2 Türkiye: 4, Galatasaray: 3 Real Madrid:2, Chelsea:0 Beşiktaş: 2… Şampiyonlar Ligi’nde 4 finalim… İtalya’da Montecatini’de Voleybol Milli Takımımız’ın Dünya Şampiyonası’na gittiği eleme grubu maçları, 1997 Avrupa Kupa Galipleri Kupası Finali… (Barcelona –P.S.G. yerinden anlattığım ilk maç) Bir de Mancester United – Fenerbahçe, hani Fenerbahçe’nin  Old Trafford’da 1-0 kazandığı maç.. O maçı da Süper FM’den anlatmıştım… Ben balık hafızalıyım. Şimdi bir maçı çıkarıp “Bir de şu maç var” diye “Aaaa eveeeet” diye cevap veririm J

-Maç anlatırken başınıza gelen en ilginç olay?

SU: Finlandiya – Türkiye maçı sırasında.. Helsinki Olimpiyat Stadı’ndayız. Yüksekte ve in cin top oynadığı bir kabinden anlatıyorum. Maçın daha ilk dakikaları sayılır.. Gürültüyle kapı açıldı… Üç beş kişi bir anda bulunduğum yere girdiler… “Yok yok” dedi birisi “Bu Finlandiyalı” J
Sonradan öğrendim ki, birkaç metre yan tarafımdaki kabinde maçı TRT adına radyodan anlatan spiker ağabeyim Abidin Aydoğdu yayın mikrofonunu vermemek için hemen yayını kestirmiş sonra da epey mücadele etmiş. Katıldığı bir programda söylemişti  “Tabi ben kara kuru, Sabri’yi mavi gözleri kurtardı…” J Yeri gelmişken bu anımın ortağa Abidin Aydoğdu ağabeyime de sevgi ve saygılarımı gönderiyorum

-Maç anlatması en keyifli stat?

SU: Anfield Road… Eski bir stat olduğu için hem sahaya yakındır hem de anlatım yeri tam ortadadır… Bilmem Liverpool’a gönül veren biri olmak, bu beğenide rol sahibi midir J
Aaaa.
Bitmiş…J
Hadi eyvallah …
MeS

23 Şubat 2011 Çarşamba

2013 Akdeniz Oyunları Mersin'de

2013 Akdeniz Oyunları'na ev sahipliği için bugün yapılan oylama sonucunda diğer adaylar İspanya'nın Tarragona ve Libya'nın Trablus şehirlerini geride bırakan Mersin, oyunlara ev sahipiği yapma hakkı kazandı.

Oylamaya, aday olan 3 ülkenin dışında 21 Akdeniz ülkesi internet yoluyla katılırken, bugün sona eren ilk tur oylamasında Mersin, kullanılan oyların yarısından fazlasını alarak 2013 Akdeniz Oyunları'na ev sahipliği yapma hakkını elde etti. Yapılan oylamada net sonuçlar açıklanmazken, çekişmenin İspanya ile Türkiye arasında yaşandığı ve Türkiye'nin oylamada üstün geldiği öğrenildi.Mersin Gençlik ve Spor İl Müdürü Emrullah Taşkın, Uluslararası Akdeniz Oyunları Komitesi Başkanı Cezayirli Amar Addadi'nin kendilerini telefonla arayarak, Mersin'in 2013 Akdeniz Oyunları'na ev sahipliği yapacağını bildirdiğini belirterek, şunları söyledi:"Kazanacağımızı tahmin ediyorduk. İspanya ve Libya ile aramızda geçen yarışta, Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan, Sayın Spordan Sorumlu Devlet Bakanımız Faruk Özak, Sayın Gençlik ve Spor Genel Müdürümüz Yunus Akgül, Sayın Valimiz ve Sayın Belediye Başkanımızın Mersin için verdikleri destekler, uluslararası arenada çok olumlu yankılandı ve biz bugün bu organizasyonu kazanmış bulunuyoruz. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Biz Türkiye olarak bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz tüm uluslararası organizasyonları başarıyla tamamlamış bir ülkeyiz. 2013 Akdeniz Oyunları'nı da Mersin'in en iyi şekilde gerçekleştireceğine inanıyorum" dedi.

"Uluslararası Akdeniz Oyunları Komitesi Başkanı Addadi'nin ise, Mersin Gençlik ve Spor İl Müdürü Emrullah Taşkın'ı telefonla arayarak, "Türkiye'nin 2013 Akdeniz Oyunları'nın ev sahipliğini en üst düzeyde ve en iyi şekilde başaracağına inanıyorum ve başarılar diliyorum" dediği öğrenildi.

olayı sıcağı sıcağına vermek için www.spor33.com sitesinden alıntı yapıldı.

22 Şubat 2011 Salı

Altyapıların Önemi Yazı Dizisi #1 - “De Toekomst”

Altyapı denince
Yıllardır kendimizi kandırarak, karşılaştırdığımız ve üstün gördüğümüz Hollanda futbolunun, gerek milli takım gerekse kulüpler bazında, Türk futbolundan üstün olduğu yıllarca kazandıkları kupa ve başarılar ile açıkça ortada. Hollanda futbolu diyince aklımıza gelen ilk iki şey; açık, hücuma dayalı futbol ve altyapıya verdikleri önem. Peki, siz okuyucularıma soruyorum, nüfusu yalnızca 16 milyon yani İstanbul kadar olan bir ülkeden bu denli futbolcu çıkıyor da, 70 milyonluk ülkemizden son yıllarda sadece Arda Turan mı çıkıyor? Sizce de bu işte bir mantıksızlık, yanlış giden bir şeyler yok mu? Cevap: Tabiki de evet. Bu Hollandalılar ne yapıyorlar da, alt yapıdan bu kadar fazla genç yıldız adayını, biz seyircilerin önüne sunuyorlar. Hollanda futbolunun tartışmasız en önemli temsilcisi Ajax’ ın bu konuda en iyi örnek teşkil edeceğine inanıyorum.

Gençlerin Çalıştığı Antreman Sahasından
Ajax, sadece bir futbol kulübü değil aynı zamanda bir kültürü temsil ediyor. İlk olarak Ajax’ ın stadyumu Amsterdam Arena, seyircilerin sadece futbol izledikleri bir stadyum değil, müzesiyle, restaurantlarıyla ve Ajax’ ın muhteşem tarihiyle ilgili her şeyi bulabileceğiniz ve satın alabileceğiniz bir spor kompleksi, yani deyim yerindeyse ruhu olan bir stadyum. Koridorları Ajax’ ın efsanevi yıldızlarının resimleri ve unutulmaz maçların gösterildiği ekranlar ile dolu, Ajax ruhunu her yerde hissedebileceğiniz bir eğlence yeri. Fakat Ajax’ ı Ajax yapan, o muhteşem stadyum değil. Ajax tüm dünyada öncelikle altyapısıyla bilinen bir kulüp. Hemen stadyumun yakınında bir tesise sahipler ve bu tesisin özelliği tam olarak Amsterdam Arena’ yı görüyor olması. Bu tesisin adı “De Toekomst” yani GELECEK ve bu tesis Ajax’ ın altyapısına hizmet ediyor. Aslında her şeyi özetleyende bu olsa gerek. Rijkaard’ dan, Cruyff’ a, Neekens’ den Seedorf’ a ve isimlerini sayamayacağımız birçok yıldız futbolcu, bu altyapıdan yetişme.  Bu tesislerin bu şekilde düzenlenmesinin amacı, futbolculara “Bir gün bende bu arena’ da futbol oynayacağım.” hissini kazandırmak. Peki, başarının sırrı sadece bu mu? Maalesef yeterli değil. Ajax altyapısında bir gencin başarılı olması için, futbolunun yanı sıra derslerininde de başarılı olmak zorunda, aksi takdirde kulüple olan tüm ilişkisi kesiliyor ve oyuncudan tazminat alınıyor. Kulüp daha da ileri giderek, yurt dışında katıldığı her turnuva için yanlarında öğretmende götürüyor ki oyuncular derslerinden geri kalmasınlar. Yani kulüp, futbolcuların karakterli birer birey olmalarının, futbollarına yapacağı pozitif etkinin farkında. İşte Ajax’ ı farklı ve başarıya bu kadar yakın yapan, başarının anlık değil sürekli ve gelecekte olduğunu benimseyen felsefesi yapıyor.
Johan Cruyff

Altyapı konusunda bu kadar organize olan bir kulüp ve ülke ile ülkemizdeki mantaliteyi karşılaştırdığımızda, aslında neden bu kadar başarısız olduğumuzu, katıldığımız tüm uluslar arası platformlarda başarılarımızın sürekli değil anlık patlamalar ile sınırlı kaldığının nedenlerini açıkça görüyoruz. Bir futbol sever olarak, Ajax’ a ve Hollanda’ ya sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. İşte Ajax: disiplin, eğitim ve futbol’ un buluştuğu nokta. Bir sonraki yazımda: Türk futbolunda ki altyapı sorunlarında görüşmek dileğiyle.

MCan

21 Şubat 2011 Pazartesi

Fenerbahçe'li Bloggerlar Buluşuyor



Geçtiğimiz sezon Fenerbahçe'li bloggerlar olarak herhangi bir buluşma yapmamıştık. Sadece pankart yapmıştık. Bu sezon ise internet ortamında gayet iyi olan tanışıklığımızı gerçeğe dönüştürüyoruz. Cumartesi günü buluşuyoruz. Cumartesi günü bizimle beraber olmak isteyen herkesi bekleriz. Blogger olmak da şart değil. Fenerbahçe'li olmak da şart değil. Biralarımızı içer, muhabbet eder, Fenerbahçe'yi masaya yatırır, saat 16:00'da oynanacak İstanbul B.Ş.B.Spor - Galatasaray maçını veya Premier Lig maçını seyreder ve daha sonra stada Fenerbahçe-Kasımpaşaspor maçına geçeriz.


Buluşma yeri ve saati : 14:30 - Haldun Taner Tiyatrosunun önü - Rıhtım - Google Maps Linki : http://bit.ly/gamQ6l


Saat 19:00'da oynanacak Fenerbahçe-Kasımpaşaspor maçına gelmek isteyenler ise yarın satışa çıkacak biletlerden alabilir. Türk Telekom tribününde olacağız.


Sloganımız ise ; Bloggerlar Fenerbahçe'yi yazmıyor, yüzyüze konuşuyor.

Fenerbahçe'nin Kalan 12 Maçı



Fenerbahçe ligde geçmiş olduğumuz son 6 maçını firesiz geçti. 18 puan alarak bu akşam maç fazlasıyla 1 puan önde lider.


Kalan 12 haftada 6 kez deplasmanda ve 6 kez kendi evinde mücadele edecek.


Peki ya bundan sonra;
Kalan 12 maç şöyle;
Kasımpaşa
Gençlerbirliği(D)
Konyaspor
Galatasaray(D)
Bursaspor
Eskişehirspor(D)
Gaziantepspor
Bucaspor(D)
İstanbul BB
Karabükspor(D)
Ankaragücü
Sivasspor(D)

Kalan 12 maç için tahmin yürütmek için ilk yarı da neler yaptığımıza bakalım.

Fenerbahçe ilk yarıda bu periyotta; 29 gol atıp 13 gol yedi ve 8 maçta sahadan 3 puan ile ayrılırken 2 maçta yenildi.

İlk yarıda ilk 5 maçta 7 puan toplamıştı. sonraki 5 maçta ise 11 puan kazandı.

Bu yarıda ise önümüzdeki 3 haftanın ilk yarıdaki karşılığına bakarsak;

Kasımpaşa(D) 2-6
Gençlerbirliği 3-0
Konyaspor(D) 1-4

Hali hazırda son 6 maçımızdan 18 puan çıkarmışken, önümüzdeki 3 maçı da alarak 9 maçlık seri yapmak içten bile değil. Neden olmasın? Bu 3 maçta 13 gol atıp 6 gol yemişiz.


Gereken tek şey ise geçtiğimiz 5 haftadaki gibi MÜCADELE.

Sen o formayı ıslat
Mücadele et
Yeter ki iste
Biz hep olduk arkanda
Oluruz yine
Yenilsen bile!
MeS

20 Şubat 2011 Pazar

Ferrarisini Satan Bilge


          Beşiktaş'ın bugünkü durumuna en çok Beşiktaş taraftarları ve Yıldırım Demirören önderliğinde ki iyi niyetli Beşiktaş yönetimi üzülüyordur. Fakat açıkça belirtmemiz gereken bir şey var ki, Beşiktaş yönetimine yazık oluyor. Schuster Beşiktaş'a fena halde zarar veriyor. Sanırım yabancı oyuncu ve özellikle de teknik direktör tercihlerimizi acilen gözden geçirmemiz gerekir.


          Schuster daha 24 yaşındayken Alman milli takımında oynamak için para talep etmiş, beni köle gibi kullanamazsınız, hakkımı alıyorsanız karşılığını vermelisiniz diyen ve üstelik bunu 1980li yıllarda söyleme cesareti gösterip, milli takımda oynamayan kibirli ve aykırı bir figürdür. Bugün bile benim diyen hiç bir futbolcu bu hareketi yapamaz. Schuster, Beşiktaş yönetimine istediği her adamı aldıran, sonra kafasına göre onları oynatmayan bir adam. Bugünkü maçta kafasına göre Bobo ile Sivok'u kadro dışı bırakmış, peki yedek stoper nerede Shuster? Ferrari diye bir adamın var, en son maçını 16 Ekim'de Manisa'ya karşı oynamış, hangi akla hizmet, üstelikte Dinamo Kiev maçındaki kötü oyunundan sonra böyle bir derbi de ilk 11 oynatıyorsun? Nitekim Ferrari'nin ayakları bir yerde kaldıramadı ve de göz göre göre penaltı yaptı hakem çalmadı, 5 dakika sonra da bile bile oyundan atıldı. Gerçi Lugano'nun olduğu her pozisyonda durup bir daha düşünmek lazım ama böyle profesyonellik dışı bir hareket olamazdı.

          Schuster, taraftarla tartışıyor, taraftara laf atıyor, medyayla tartışıyor, medyaya umarsızca edep yerini gösteriyor. Oyuna müdahalesi oldukça zayıf, nerdeyse yok denecek kadar az. Bugün 2-2 den sonra takımda ki en dirençli adam Necip çıkar mıydı? İleriden birini alsaydı en azından eksik kaldığı oyunda oyunu tutmaya gitmeliydi. Fakat, tekrar söylüyorum, ülke futbolunun ileriye gitmesi için, yönetici mantığımızı daha doğrusu yönetici kriterimizi değiştirmeliyiz. Çünkü seçimleri yapan bu yöneticiler ve ısrarla fahiş hatalara imza atıyorlar. Bir yönetici kriterinin oluşması, işin profesyonellere bırakılması şart.


          Beşiktaş devre arasında yıldız transferler yaptığında, Galatasaray'ı yakından takip eden bir Galatasaray taraftarı olarak, geçen seneki Galatasaray'ın durumuna düşeceğini, hatta daha da kötü olacağını söylemiştim ve maalesef ki yanılmadım. Acilen seçim kriterlerimizi değiştirmeliyiz. Rijkaardları, Del Bosqueleri, Aragonesleri, Schusterleri  gördükçe Lucescu gibi bir değere nasıl ayıp ettiğimizi bir kez daha anlıyorum. Zaman herşeyi ortaya çıkarıyor. İleriki yazılarda Luce hakkında tespitlerimi de paylaşacağım.

Derbi Hakkında Notlar:

// Cüneyt Çakır, hayalkırıklığı yarattı. Çok kötü maç yönetti.

// Ekrem atılmalıydı.

// Lugano kart görmeliydi. (Ağır tahrik ediyor, itiraz ediyor, provoke ediyor.)


// Gökhan Gönül atılmalıydı.(Aykut Kocaman farketti, ve hemen oyundan aldı.)


// Ferrari göstere göstere penaltı yaptı, hakem veremedi.


// Ferrari göstere göstere atıldı, ama öncesinde Ferrari'ye faul vardı.


// Maç inanılmaz oldu. İlk 30 dakika Fenerbahçe muhteşemdi, 30- 60 arası ise yokları oynadı, nitekim maçta gidiyordu ki, Volkan, Almeida'nın pozisyonunu çıkararak maçın kaderini belirledi. Ferrari resmen ve bilerek maçı Fenerbahçe'ye hediye etti.


// Alex de Souza gitsin diyenler neyin ne olduğunu gördü bu akşam. Türkiye Ligi kriterlerinde Alex çok büyük futbolcudur. 3 gol 1 asist ve gelen Fenerbahçe galibiyeti. Alex'i ve Fenerbahçe'yi tebrik etmek lazım.

                       NedimMeseri

Ödüllü Yarışma #1 - BJK- FB İlk Golü Kim Atar?

Katılımcılar Lütfen Yazı'ya yorum yaparak İsimleri'ni ve Twitter Username'lerini yazarlarsa Seviniriz.
Ödül Deco İsimli Porto Forması.

17 Şubat 2011 Perşembe

Sprite Slam Dunk 2011

Tarih : 20 Şubat 2011, Pazar
Yayın : 03:30, NTVSPOR | Canlı
Yer : Staples Center

1 DeMar Derozan 2 Javale McGee 3 Serge Ibaka 4 Blake Griffin

// Yarışma kendine smaç konusunda güvenen oyuncuları karşı karşıya getiriyor.

// '84 yılından bu yana 26 kere düzenlenmiş ve 18 farklı kazanan çıkarmış.

// 4 oyuncu 2 kere kazanma başarısı göstermiş. Dominique Wilkins, Micheal Jordan, Harold Miner ve Jason Richardson.

// En çok kazanan yarışmacı ise 3 kere ile Nate Robinson.

// Geçmiş yıllarda kazananların listesi,
2010 -- Nate Robinson, New York

2009 -- Nate Robinson, New York

2008 -- Dwight Howard, Orlando
2007 -- Gerald Green, Boston
2006 -- Nate Robinson, New York
2005 -- Josh Smith, Atlanta
2004 -- Fred Jones, Indiana
2003 -- Jason Richardson, Golden State
2002 -- Jason Richardson, Golden State
2001 -- Desmond Mason, Seattle
2000 -- Vince Carter, Toronto
1997 -- Kobe Bryant, L.A. Lakers
1996 -- Brent Barry, L.A. Clippers
1995 -- Harold Miner, Miami
1994 -- Isaiah Rider, Minnesota
1993 -- Harold Miner, Miami
1992 -- Cedric Ceballos, Phoenix
1991 -- Dee Brown, Boston
1990 -- Dominique Wilkins, Atlanta
1989 -- Kenny Walker, New York
1988 -- Michael Jordan, Chicago
1987 -- Michael Jordan, Chicago
1986 -- Spud Webb, Atlanta
1985 -- Dominique Wilkins, Atlanta
1984 -- Larry Nance, Phoenix

Foot Locker 3-Pt Contest 2011


Tarih : 20 Şubat 2011, Pazar
Yayın : 03:30, NTVSPOR | Canlı
Yer : Staples Center


// Organizasyon 3'lük atışlarında kendilerine güvenen oyuncuları karşı karşıya getiriyor.

// Organizasyon '86 yılından bu yana 24 kez gerçekleştirilmiş.

// Larry Bird ve Craig Hodges yarışmayı ard arda 3 kez kazanmış.

// Geçen yıl Paul Pierce 20 sayı ile kazandı.

// Yarışmalarda en yüksek skor 25 ile Jason Kapono'nun elinde.

// Geçmiş Yıllarda Kazananların Listesi;
1986 - Larry Bird, Boston

1987 - Larry Bird, Boston
1988 - Larry Bird, Boston
1989 - Dale Ellis, Seattle
1990 - Craig Hodges, Chicago
1991 - Craig Hodges, Chicago
1992 - Craig Hodges, Chicago
1993 - Mark Price, Cleveland
1994 - Mark Price, Cleveland
1995 - Glen Rice, Miami
1996 - Tim Legler, Washington
1997 - Steve Kerr, Chicago
1998 - Jeff Hornacek, Utah
2000 - Jeff Hornacek, Utah
2001 - Ray Allen, Milwaukee
2002 - Peja Stojakovic, Sacramento
2003 - Peja Stojakovic, Sacramento
2004 - Voshon Lenard, Denver
2005 - Quentin Richardson, Phoenix
2006 - Dirk Nowitzki, Dallas
2007 - Jason Kapono, Miami
2008 - Jason Kapono, Toronto
2009 - Daequan Cook, Miami
2010 -- Paul Pierce, Boston

Katılımcılar ve 7 Şubat'tan bu yana istatistikleri

Ray Allen 2001 yılında kazanmış ve Paul Pierce son şampiyon.

Taco Bell Skills Challenge 2011



Tarih : 20 Şubat 2011, Pazar
Yayın : 03:30, NTVSPOR | Canlı
Yer : Staples Center


// Organizasyon katılan oyuncuları belirli bir parkur üzerinde yeteneklerini ispatlamasını ve süreyle yarışmasını hedefliyor.

// Daha önce 8 kez yapılan bu yarışmayı 6 farklı isim kazanmayı başarmış.

// Steve Nash ve Dwayne Wade başarısını tekrarlayanlardan.

// Geçen yıl yarışmayı 29.9 saniyelik derecesiyle Steve Nash kazandı.

// Bu yarışmada rekor Utah Jazz'li Deron Williams'ın elinde. 25.5 saniye.

Katılımcılar









T-Mobile Rookie Challenge 2011



Tarih : 19 Şubat 2011, Cumartesi
Yayın : 04:00, NTVSPOR | Canlı
Yer : Staples Center


// Organizasyon NBA'in en yetenekli Rookie'lerini (ilk yılını oynayanlar) ve Sophomore'larını (ikinci yılını oynayanları) karşı karşıya getiriyor.

// Daha önceden Carmelo Anthony ve Kevin Durant gibi isimlerde katılmıştı.

// 2009 yılında 1. sıradan draft edilen Blake Griffin ve 2010 yılında 1. sıradan draft edilen John Wall bu maçta karşı karşıya gelecekler.

// Geçen yıl organizasyonun MVP'si Tyreke Evans Sophomore için oynayacak.

// Geçmiş yıllar der ki; Oyun 1994 yılından bu yana yapılıyor. 2000 yılından bu yana Rookie ve Sophomore adı altında karşılaşıyorlar. Rookie'ler sadece 3 kere galip gelebilmiş. Sophomore'ların ise 7 maçlık bir serisi var. Seriyi geçen sene MVP'si Tyreke Evans ve DeJuan Blair olan Rookie'ler kırdı.

// Geçmiş zamanlarda bir çok tanıdık MVP bulunuyor; Allen Iverson, Gilbert Arenas ve Amare Stoudemire bunlardan sadece üçü.
ROOKIE TAKIM LİSTESİ
Blake Griffin
Eric Bledsoe, L.A. Clippers, G 
DeMarcus Cousins, Sacramento, C 
Derrick Favors, New Jersey, F
Landry Fields, New York, G 
Blake Griffin, L.A. Clippers, F 
Wesley Johnson, Minnesota, G 
Greg Monroe, Detroit, C 
Gary Neal, San Antonio, G
John Wall, Washington, G 

Coaches:Mike Budenholzer -- San Antonio Spurs
Amar'e Stoudemire -- New York Knicks
Kevin McHale -- NBA TV/ TNT analyst

SOPHOMORE TAKIM LİSTESİ
DeJuan Blair, San Antonio, C 
Tyreke Evans
DeMar DeRozan, Toronto, G 
Stephen Curry, Golden State, G 
Tyreke Evans, Sacramento, G 
Taj Gibson, Chicago, F 
Jrue Holiday, Philadelphia, G 
Serge Ibaka, Oklahoma City, F-C 
Brandon Jennings, Milwaukee, G 
Wesley Matthews, Portland, G 

Coaches:Lawrence Frank -- Boston Celtics
Carmelo Anthony -- Denver Nuggets
Steve Kerr -- TNT NBA basketball analyst