29 Ocak 2012 Pazar

Daniel Güiza vs Moussa Sow

2008 Avrupa Futbol Şampiyonası'nın şampiyon takımının forvetlerinden birini aldık tabiri caiz ise "elimizde patladı".

Şimdi de 2012 Afrika Uluslas Kupası'nın A Grubu'nda sıfır (0) çekmiş takımının forvetlerinden birini renklerimize bağladık. E belki bu adamda patlama yapar. Elimizde değil aman.



24 Ocak 2012 Salı

A'dan Z'ye ziyaret edilmesi gereken 20 futbol şehri


Aşşağıdaki listeyi bir Alman internet sitesinde buldum. Hem kendime not olsun hem de sizlere gideceğiniz yerler var ise listede uğrayabileceğiniz statları göstermek için bloga koymalıyım diye düşündüm. 
NOT : Bence listede Tokyo ve Kahire olması gereken şehirlerden ama eksik bırakılmış. Sizler bu ki şehirdeki statlara da bakın derim. www.worldstadiums.com bu konuda yardımcı olacaktır
- Athens (Greece) – Athens Olympic Stadium, Karaiskakis Stadium, etc
- Barcelona (Spain) – Nou Camp
- Belgrade (Serbia) – The Red Star Stadium (Marakana)
- Buenos Aires (Argentina) – Estadio Alberto J. Armando, Estadio Monumental
- Cape Town (South Africa) – Green Point Stadium
- Glasgow (Scotland) – Hampden Park, Celtic Park, Ibrox Stadium
- Istanbul (Turkey) – Atatürk Olympic Stadium, Türk Telekom Arena, Fiyapi Inönü Stadium, Fenerbahçe Sükrü Saracoglu Stadium
- Johannesburg (South Africa) – Soccer City Stadium
- Lisbon (Portugal) – Estádio da Luz/Estádio José Alvalade
- Liverpool (England) – Anfield Road/Goodison Park
- London (England) – Wembley, Emirates Stadium, Stamford Bridge, White Heart Lane
- Madrid (Spain) – Bernabeu Stadium
- Manchester (England) – Old Trafford/City of Manchester Stadium
- Mexico City (Mexico) – Estadio Azteca
- Milan (Italy) – San Siro/Guizeppe Meazza Stadium
- Montevideo (Uruguay) – Estadio Centanario
- Moscow (Russia) – Luzhniki Stadium
- Rio de Janeiro (Brazil) – Maracana Stadium
- Roma (Italy) – Stadio Olimpico
- Vienna (Austria) – Ernst-Happel Stadion



23 Ocak 2012 Pazartesi

Bilmek zorunda olmadığınız ama, bilmeniz gerek stad : Şükrü Saracoğlu

Biraz önce Sportkeeda sistesinde gezerken "4 stadiums you might not know, but you ought to know" -"Bilmek zorunda olmadığınız ama bilmeniz gerek 4 stad" - başlığı altında bir yazı gördüm. Yazıda Şükrü Saraçoğlu Stadı 3. sırada. Yabancı biri tarafından kaleme alınan bir yazıda stadımızı görmek gururlandırdı. Yazının Fenerbahçe ile ilgili kısmının hemen tercümesini yaptım.

3. Şükrü Saracoğlu, İstanbul, Turkey
Şükrü Saracoğlu Stadı Türkiye'nin en başarılı, en çok desteklenen, Süper Lig'te oynayan, en seçkin kulübu Fenerbahçe'ye ev sahipliği yapıyor. Kimileri onu 53.586 kişilik kapasitesine rağmen Avrupa'nın en korkutucu stadı olarak addediyor.
Fenerbahçe'ye ev sahipliği yapan Şükrü Saracoğlu Stadı nerdeyse her kulüp için en sıkı deplasmanlardan biri
Stad, Fenerbahçe'ye başarılı bir kulüp olma yolunda yardımcı oldu - son dönemlerden önemli bir olay 2008 yılında Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde Chelsea'yi 2-1 mağlup ettikleri maç olabilir. Koltukları Türkiye'deki diğer statlardan sahaya daha yakın olan stadın bu özelliği onu karşı takımlar için oynanması en zor yerlerden biri haline getiriyor.


Dünyanın en büyük 5 stadyumu

Futbol stadyumları yüzlerce taraftarın dünyanın en güzel oyununa tanıklık ettiği eğlence, tutku ve kutlamanın sahneleridir. Kapasite bakımından en büyük statlara baktık ve mühendislik ve mimari mucizelerine hayran kaldık. Futbol stattları bazında özel bir liste oluşturmak için sadece futbol oynanan statları inceledik. Bu yüzden Kuzey Kore'deki May Day Stadı listede bulunmuyor.
#1 Salt Lake (Kolkata, Hindistan) 
Kapasite : 120.000
1984'te inşa edilen stad Yuva Bharati Krirangan olarak da biliniyor. Bir çok spor yapılıyor bu statta ama en çok futbol müsabakalarına ev sahipliği yapıyor. East Bengal ve Mohun Bengal gibi hint takımlarının yanı sıra Milli Takım maçlarına da ev sahipliği yapıyor. Arjantin ve Venezuela burada tarihi bir hazırlık karşılaşması oynamıştı. Alman efsanesi Oliver Kahn'ın veda maçı da bu statta gerçekleşti.
#2 Estadio Azteca (Mexico
Kapasite : 105.000
Açıldığı 1966 yılından bu yana futbol tarihinin altın anlarına tanıklık etti Estadio Azteca. 3 büyük turnuvada dünya futbolunun merkezi oldu, 1968 Yaz Olimpiyatları, 1970 ve 1986 Dünya Kupası. 1970'te İtalya'nın Batı Almanya'yı yarı finalde yendiği "Yüzyılın Oyunu" bu statta oynandı. 1986'da Maradona'nın çeyrek finalde İngiltere'ye karşı attığı "Yüzyılın Golü" olan Tanrı'nın Eli'ne de bu stad ev sahipliği yaptı. Club America şu an bu stadı iç saha maçları için kullanıyor.
#3 Azadi (Tahran, İran)
Kapasite : 100.000
Futbol oynanacak en korkutucu ve en ilham verici statlardan biri olan Azadi Stadı, İran Milli Takımı'na, Persepolis FC ve Esteghal FC'ye ev sahipliği yapıyor. 1974 Asya Oyunlarına ev sahipliği yaptı ve Orta Doğu'da bulunan en büyük stad konumunda.
#4 Camp Nou (Barselona, İspanya)
Kapasite : 99.354
Şüphesiz ki dünyadaki en ünlü statlardan biri, çünkü dünyanın en büyük ve en başarılı kulüplerinden biribe ev sahipliği yapıyor. FC Barcelona. Stad tam kapasite dolduğunda, stattdaki atmosfer resmen heyecan verici oluyor. Bu statta Johan Cruyff'lar, Luis Figo'lar, Lionel Messi'ler sahne aldı. Camp Nou'da Manchester United ölüp ölüp dirildiği son dakikalarda 98-99 Şampiyonlar Ligi kupasını kazanmayı başarmıştı.
#5 Soccer City (Johannesburg, Güney Afrika)
Kapasite : 94.700
2010 Dünya Kupasının ana meydanı olan Soccer City açılış serenemonisi ve final maçlarının yanı sıra grup ve eleme maçlarına da ev sahipliği yaptı. Dizaynı "Afrika Çanak"ından esinlenerek yapıldı zaten stadın takma ismi de "The Cabalash". Kaizer Chefs ve Milli Takım'a ev sahipliği yapıyor.


22 Ocak 2012 Pazar

Yürüyedur Slovak

Miroslav Stoch.

Nerede tanıştık?
UEFA'da yaptığımız Twente maçında tanıdık Stoch'u. Sağ kanat sol kanat demeden perişan ediyordu. Gökhan'ı sağa sola yatırdığı çok pozisyon var. Nkufo onu o Nkufo'yu besledi bir çok pozisyonda. Fenerbahçe'nin belalısı iki tip yani; Zenci Nkufo ve hızlı Stoch. Stoch çok dikkat çekti. Zaten her zaman vardır Fenerbahçe'de bize gol atanı bizi perişan edeni alırız. Stoch da hemen her Fenerbahçe taraftarının aklındaydı.

Gelişi olay oldu
Aykut Kocaman ve Daum'un ortak isteği tabi Hazard'dır o zamanlar. Daum Stoch'u hiç düşünmedi. Çok dil uzattı zaten. Yok Hazard A sınfıı bir topçuymuş da Stoch C sınıfıymış vs vs. Aykut Hoca ona çok güvendi. Nitekimde son maçta kaçan şampiyonluktan hemen sonra haziran ayının başlarında daha Daum gitmeden renklerimize katık Stoch'u. Söylenenlere göre Stoch'u Galatasaray da istiyordu. Hatta anlaşmışlar vs ama Fenerbahçe o haldeyken bile gitti söktü aldı Stoch'u.

Stoch "Fenerbahçe'yi tercih etme nedenim Şampiyonlar Ligi"
Stoch GS'den kopup bize gelişini böyle açıklamıştı. Komik bir detay ve acı gerçek olarak bunu da yazmak istedim. Hoş Şampiyonlar Ligi'nde sadece 2 ön eleme oynayabildi. Tam gittik derken elimizden alındı vs. Stoch bir türlü o arenaya çıkamadı. Zaten Galatasaray yakınından geçemedi. Aklı orada kalmamıştır.

İlk sezonu
Aykut Hoca çok istedi dedim biraz önce ama aslında ilk sezonda beklenen patlamayı yaratamamasının nedeni de bire bir Akut Hoca idi. Yabancı sınırlamasına hep onu yem etti, Özer'e verdiği şansın 10da1'ini vermedi Stoch'a. Sonradan girdiği maçlarda da pek etkili olamadı Stoch. Işığı hiç sönmedi ama. Ben kenarda ısınmaya başladığında bile her maç heyecanlanıyordum.
İbrenin Stoch'a dönüşü
2010-2011 sezonunun 31. haftası. Fenerbahçe - İBB maçı. 2. dakika. Sol kanattan koptu geldi topu yerden köşeye bıraktı ve orada Kocaman'a ve bize "hey ben varım" mesajını verdi. Daha önemli bir mesaj daha var tabi "ben dert etmem. forma ne zaman gelirse çıkar taş gibi oynarım. Çıktı oynadı. Bunu o sezon 75. dakikada oyuna girip 90+4'te savaşırken kanıtlamıştı. Gitti derken gelen. Bitti derken başlatan. Evet direkten dönüp Santos'un önüne düşen topu şutlayan adamdı Stoch. Golden sonraki sevinci geldi şu an yazarken. Yüzüm güldü.

Bir efsane doğuyor
İbre döndü dedik ama Aykut Kocaman yine sezon başında biraz yedi Stoch'un hakkını. Yine biraz Özerciliğe kurban oldu. ilk 4-5 hafta yine hapsetti. Yine dert etmedi ya bizim Slovak işte o yüzden efsane adayı. Maç ayırt etmeden canını dişine takarak oynuyor. Konya Torku maçında bile dün Kayseri maçında nasıl istekli oynadıysa öyle oynadı. Fenerbahçe'nin şu an gole en çok katkı sağlayan ismi konumunda. Asistse asist, golse gol. Golleri de yabana atmayalım her biri birbirinden güzel. Sağ ayağı demeyeceğim sağ roketi mübarek. Attığı her gol birbirinden güzel. Alex'in son yıllarını izliyoruz. Ardına bakmadan gidebileceği bir yıldız doğuyor. Çok iddialıyım bu konuda. Stoch böyle devam ederse yeni Alex'imiz olur.

Neden mi?
Çünkü gerektiğinde sahaya karakterini koyuyor. Liderlik yapıyor takıma. Kumandayı eline alıp, sazı ben çalacam beyler diyor. Yaşına başına bakmadan millete de kızıyor. Kimse de kötü niyetli olmadığını bildiği için bir şey demiyor alınkıyor Stoch'a. Stoch her geçen gün biraz daha büyüyor. Temennim çok ama çok uzun yıllar Fenerbahçe'de kalması yönünde.

Eksikleri
Eksikleri dedim ama her geçen gün bunların da çaresine bakıyor. Aykut Kocaman eminim ki onunla özel ilgileniyordur. Çünkü bir önceki hafta yaptığı yanlışarı bir sonraki hafta daha az yapar görüyoruz. İlk sezon kurban edilme nedenlerinden  biri olan "defansif yönü hiç yok" eleştirisini mesela bu sene daha az yapar olduk. Gerektiğinde ceza sahası içinde bile görebiliyoruz. Bunu daha sık yapması lazım keza onda zaten 90 değil 180 dakika oynayabilecek kapasite ve enerji var. Bir eksiği var ki bazen golden ediyor. Bencillik. Bir liderde biraz da olması gereken bir yön ama bazen gole mal olması üzüyor. Ha kendim attım ha kendim atacam derken bir çok gol yok oluyor. Bunu da zamanla aşıyor aşmıyor değil. Manisa maçında yaptı mesela Caner'e ama dün hiç yapmadı böyle bencillikler.

Bitirirken
Formaya hiç küsme. Hep kaldığın yerden devam et. Allah sol kanattan kopup gelen yapına zeval vermesin. Sen forma için savaş, bu taraftar senin için forma için ölür. Sakın bir yere de gitmeyesin ha. Seninle yazacak daha çok destan var geçen seneki gibi. Efsane adayısın artık.
"Sol kanattan koptun geldin
Ne güzel adamsın Stoch"
efsane ve efsane adayı

18 Ocak 2012 Çarşamba

STSL'deki en iyi 10 kaleci

Kimsenin geçmek istemediği mevki. Aslında futbolcunun abdalı kaleci olur. Mahallede hep en şişkolar ve ya topa vuramayanlar geçek kaleye. Bilmezler ki kalecilik güzel maç olduğunda çoğu mevkiden daha zevklidir. Tamam  abartmayayım en azından defanstan daha zevkli diyebilirim. Çok geçtim kaleye. Zevk aldığım maç sayısı çok fazla. Çünkü kaleye geçilecek maç ile kaleye geçilmeyecek maçı ayırt ediyorum. Kalecilik yalnızlıktır. Kalecilik fatura sahibi olmaktır. Golcü 10 tane kaçırır 1 tane atar kraldır ama kaleci 10 tane kuratıt 1 tane yer rezildir. Fatura ona kesilir yani. Kaleciden de anladığımı düşünürüm tecrübemden ötürü. Yabancı 3 kaleci deseler bir çırpıda David Seaman, Lev Yashin ve Peter Schmeichel derim. Yerli say deseler Rüştü Reçber, Volkan Demirel ve Engin İpekoğlu derim. Ayrıcı bence şu an dünyadaki  en iyi 10 kaleciden ikisini izliyoruz. Volkan ve Muslera. Gel gelim güzide ligimizde şu an yalnızlıklarını yaşayan kalecilerimize. Sizle için kendi gözlemlerimden yola çıkarak seçtiğim 10 ismi kısa kısa yazıyorum.
10 - Kenan Hasagiç
2007 yılından bu yana İBB'nin kalesini koruyor. İlk geldiği günden bu yana kendinden çok söz ettirdi Hasagiç. Özellikler teke tek kaldığı pozisyonlardaki becerisi ile benim dikkatimi çekiyor. Kısa mesafeden gelen toplarda başarısı çok yüksek. Refleksi ile bazen şaşırtabiliyor. Özellikle 09-10 sezonunda çok iyi maçlar çıkarmıştı. Hali hazırda Bosna Hersek kalesinin 1 numarası konumunda.
9 - Rüştü Reçber
Tam bir yaşlı kurt. Bu yazıyı 2-3 sene önce yazsam ilk 3, 5-6 sene önce yazsam 1. olurdu listede. Ancak yaşlılığından dolayı biraz geriledi. Kaleciliğini anlatmam biraz hadsizliğimden olur. Yapmayacağım. Rüştü'yü hepimiz çok iyi tanıyoruz. Olmadık golleri yer, hiç kurtarılamayacak golleri de sanki çocuk oyuncağıymış gibi kurtarır. Takımdaki ağabeyliği en çok hoşuma giden yönlerinden. Kariyerinde kısa süre olmasına rağmen Barcelona dönemi dahi var. Kızdığım bir nokta ise kariyerinin son anlarında futbolu Fenerbahçeli Rüştü olarak bırakmak varken sadece Rüştü olarka bitirecek olmasını sağlayacak Beşiktaş transferi.
8 - Onur Kıvrak
Şenol Güneş'in ellerinde bir yıldıza dönüştü. Trabzonspor'un geçen sezon Fenerbahçe ile girdiği şampiyonluk yarışında payı büyük olan futbolculardan ve Fenerbahçe'nin Bursaspor'a kaybettiği şampiyonlukta son maçta ortaya koyduğu performans ile kendinden söz ettirdi. Benim için en çarpıcı özelliği canını dişine takarak oynaması ve uzaktan şutlardaki becerisi. Yaşadığı sakatlık sonrası eldivenleri Tolga'ya kaptırdığını da unutmadan ekleyelim.
7 - Zydrunas Karcemarskas
Karce 2009'dan beri ülkemizde. İlk 2 senesin muhteşem işler çıkartmıştı. Antep ile karşılaşan takımların maç boyuncu karışılaştıkları en büyük sıkıntılardan biri Karce. Özellikle top ceza sahası içindeyken açı kapatma özelliği bence muazzam.
6 - Saso Fornezzi
Fornezzi şu sıralar baktığımızda pek ışık vermiyor. Formsuzluk hat safhada. Orduspor ile lige muhteşem bir giriş yapmıştı. O sıralarda kendinden çok söz ettirdi. Refleksleri üst düzey.
5 - Tolga Zengin
Tolga Zengin geçen sezon Onur sakatlandıktan sonra ben dahil bir çok kişi böyle bir performans beklemiyordu. İstatistiklere baktığımızda da bizi destekleyen veriler vardı. Ancak Tolga resmen çok büyük oynuyor formayı kaptığından beri. Bunda Şenol Güneş'in etkisi büyük.
4 - Scott Carson
İngiltere Milli Takımı'nın Britanya dışındaki tek oyuncusu. Bu bile ülkemiz adına gurur verici bir olay. Bursaspor'un son dönemde yakaldığı çıkışta etkisi büyük. İlk yarı istenilene en yakın performansı sergileyenlerden biriydi. Kariyerinde Liverpool takımının oluşu bile listede ilk 5e sokar Carson'u.
3 - İbrahim Sehiç
Mersin İdman Yurdu'nun bu sezon açık ara en iyi transferi. Skora etkisi çok büyük. Konturpiyede kalacağını düşündüğümüz zamanlarda bile olağanüstü bir refleks ile topa müdahale etmeyi başarıyor. Hele deplasmanda bir Bursaspor maçı var ki dillere destan. 90+4'e kadar çıkardıpı topun haddi hesabı yok. Keza bir çok maç var böyle. Dökülen MİY defansını resmen o kurtarıyor. Sehiç ile ilgili küçük bir anı paylaşalım. Juventus Sehiç'i istiyor Zeljeznicar'dayken. Sehiç o gece uyuyamıyor heyecandan ancak Kulüp başkanının verilen ücreti beğenmeyip reddediyor.
2 - Fernando Muslera
Eli küçük kaleciden kaleci olmaza kadar getirdiler lafı ancak Musleara Copa America'da kendini kanıtlamıştı zaten. Zamanlaması ve yer tutuşu gerçekten çok iyi. Ancak maça kötü başlarsa kötü bitiriyor. Keza iyi başlarsada bütün maç iyi gidiyor. Bu sezon toplam 12 şut kurtarmış. Kalede güven veriyordur takımına. Dünyadaki en iyi 5 10 kaleciden biri benim için.
1 - Volkan Demirel
Bence Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi kalecilerinden biri. Dünyada şu an ilk 5-10 isimden biridir. Milli takım ve Fenerbahçe'de başardıkları ortada. Tek tek özelliklerini anlatmak bile aslında biraz saçma olur. Penaltı kurtarışlarında ki başarısı yüksek. Köşeye giden toplardaki rahatlığı da cabası. Resmen poz verecek hareketleri yapmak için bile zaman buluyor.



17 Ocak 2012 Salı

Allah'ın sopası yok

Fenerbahçe kümeye
Manisaspor taraftarı beraberliği yakaldıktan sonra maçın sonuna doğru Fenerbahçe kümeye diye bağırmaya başladı. Manisaspor'un Fenerbahçe ile alıp veremediği nedir? Sen kim oluyorsun da Fenerbahçe'ye dil uzatıyorsun be arkadaş.

Yiğit İncedemir
Yiğit İncedemir son süratla taç çizgisine doğru geliyor, top dizlerine çarpıyor bakıyor ki o hızla giderse taç çizgisi dışında sakatlık numarası yapıcak geri vites yapıyor geriye doğru yatıyor be kasıklarını tutuyor. O anda size yemin ederim "tam Galatasaraylık futbolcuymuş ha" dedim.

Allah'ın sopası yok
Allah sopasını gökten indirmez tepemize ama bize öyle bir ders verirki. Üstünden 10 yıl geçse de unutmayız. Yiğit İncedemir ve arkadaşları bugün Allah'ın sopasını tadına baktılar. Tanrım onlara çok güzel bie ahlak dersi verdi.

Golden sonra tribüne koşan futbolcu candır
Baroni golden hemen sonra tribüne koştu. Aynı sevdayı paylaştığı insanlar ile sarılmak istedi. Arada demirler olmasa inanıyorum ki Baroni içeri girecek ve sımsıkı sarılacaktı taraftarlara. Ta en sonuna kadar gierdi tribünün!

İyiler mutlaka kazanır
Bir reklam filminin mottosuydu bu. Ne kadar geçerli bir söz olduğu bugün kanıtlanmış oldu. Fenerbahçe bugün Manisaspor'dan çok daha iyiydi. İlk yarıda işi bitirmiştik aslında ama işte Emre'nin de dediği gibi "yine kendimizi kendimiz sıkıntıya soktuk". Olsun ahlak bugün dersini verdi. İyi kazandı.

Altı üstü bir maç
Maçtan hemen sonra attığım bir tweetten ötürü sevdiğim bir arkadaşımla tartıştım. İlk söylediğim şey "altı üstü bir maç" oldu. Güzel oyunu kirletenlere hepimiz tepki göstermeliyiz.

Efsane fotoğraf
Bugüne dair unutulmayacak iki fotoğraf var. Birincisi tirko çubuklu ile çekilen resim ikincisi Aykut Kocaman'ın 2. golden sonra kameralara yakalanan hali







14 Ocak 2012 Cumartesi

Öyle dediler...

Seni görmedim.
Hiç duymadım sesini.
Ne bir golünü izledim.
Ne de bir temasım bir tanışıklığım var seninle.
Sana gelememiş olmak en büyük pişmanlığım şu sıralar.
Keşkeler yorar ya adamı işte o en büyük keşkeyi diyorum.
Keşke ihmal etmeseydim gelip elini öpseydim.
Alnıma bir gurur öpücüğü kondursaydın Alex'e yaptığın için.
Seni anlattılar ama sürekli.
Bizim peşinden soluksuzca koştuğumuz çubukluyu çubuklu yapanların başında geliyormuşsun.
Öyle dediler.
Bizim stada koştuğumuz Fenerbahçe'mizin anlamı senden geliyormuş.
Stadı yapan başkaları olabilir ama onu stad yapan senmişsin.
Öyle dediler yani.
Hikayelerden biliyorum seni.
Ama sana duyduğum minnet sonsuz.
Sana duyduğum saygı sonsuz.
Seni bir nesil bize aktardı.
Ben de bir nesile daha seni aktaracağım.
İnsan oluşun bilinecek herkes tarafından.
Senin izinden yürümüş olan Aykut ve Alex'e emanet çubuklun.
Onlar eminim ki sana layık olacaklar.
Onlar çubuklunun sahipleri biz taraftarlar ise o çubukluyu başımızın üstünde taşıyanlarız.
Sen öyle demişsin.
Bize öyle dediler.
Bir şey anladım ama gidişinle.
İNSAN olmak yetermiş birisi tarafından sevilmek için.
İNSAN olmak yetermiş görmediğin duymadığın 
sadece dinlediğin birinin gidişine üzülmek için.


10 Ocak 2012 Salı

Hakkımız helal sana ordinaryüs

"İlk önce sana güç, kuvvet ve sabırlar diliyorum. Fenerbahçe’ye ve sana haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Bunları yanına gelip söylemeyi isterdim, fakat doktorum izin vermiyor. Rıdvan da sağ olsun helikopter temin etmiş beni sana getirmek için. Uçmaktan çekinmeme rağmen gelmek istedim sana, ama izin vermiyorlar lanet olsun.

Ben formayı giyerek hizmet ettim Fenerbahçe’ye. Sen ise başkan olarak inanılmaz işler başardın. Gelip gözlerimle gördüm. Daha yapacağın çok iş var. Yürekten söylüyorum ki yapacaksın. Moralini bozma sakın. Görüyorum ben, herkese senin arkanda. Geçen gün taraftarlar geldi buraya. Gördüm herkes dua ediyor sana.

Haluk Ergün ve Alp Bacıoğlu hayatımı yazıyor, yakında basılacak. Sen de bir kaç satır yazarsan bu kitap için sevinirim. Yanına gelemiyorum ama sana torunum Özlem’le bir resmimi ve mektubumu gönderiyorum. Benim için yaptıklarını unutamam asla. Ne kadar ömrüm kaldı bilemem. Hakkını helal et yeter benim için.

Lefter Küçükandonyadis"


Hakkımız helal sana ordinaryüs. Varlığın yeter bizim için. Dualarımız seninle.
En kısa sürede yoğun bakımdan çıkıp Büyükada'ya dönmen dileğiyle.
Yüzler binleri sen canlı gözlerinle göreceksin. Arkandan ağlayan değil elini öpen yüzler...


Alves. Uğur Boral Samsunspor'a gitti



Say deseniz belki 3-4 maçtan ötesini sayamam aha bu Uğur'un maçıydı diyeceğim. Sevilla maçları bir de Sviasspor maçı var. Sevilla maçını bundan yıllar sonra bile unutmayız. Şu sıralar Barcelona'da oynayan Dani Alves'i tabiri caiz ise maymun etmişti. Duvar olmuştu resmen Alves'e. Alves'in maçtan sonra "kim bu 25 numaralı adam ya" diye sorduğu rivayetleri bile var.


Hiç bir zaman pislik yapmadan, tamamen profesyonel gibi yarışan bir adamdı Uğur. Hani bazı adamları sırf adamlığından seversiniz ya ben Uğur'u sırf adamlığından, terbiyesinden, görgüsünden ve futbolcularda zor bulduğumuz iki kelimeyi bir araya getirebilme özelliğinden dolayı sevdim. Kötü oynardı ama kötü koşulmayacağını bilirdi. Koşardı hep. Mücadelesi yerindeydi. Keşke yaşadığı sakatlıklar olmasaydı da ona hep çubuklunun ihtiyacı olsaydı.


Güle güle güzel adam. Unutmayız seni. Aslında 100. yıl efsanesinin içinde olman bile unutulmazlardan olmana yeter. Hayatımızın en güzel günlerinde imzan var daha ne olsun.




Bitti.

9 Ocak 2012 Pazartesi

Warrior (2011)

Bu sıralar dövüş filmlerine sarmış vaziyetteyim. Derslerden vakit buldukça onlar vuruyor ben stres atıyorum sanırım. Bu nedenle hoşuma gidiyor olabilirlerde. Normalde de boks maçları vs seyretmeyi severim ama efektler dövüşte çok önemli olduğu için filmleri gerçeklerinden daha çekici oluyor.
Dövüş filmi ama sizi dövüşmeye sevk etmiyor Ip Man gibi. Bu filmde kendinizi hikayeye ve yarışmaya kaptırıyorsunuz. Yatarak izlemeye başladığım filmi ayakta bitirdim. Adrenalin son raddede.

Kısaca konu şöyle; iki kardeş ve bir yaşlı kurt boks hocası baba. 2 kardeş de dövüşçü ama aile paramparça. Kimse birbirini sevmiyor. Sparta adında bir yarışmada iki kardeş karşı kaşırya geliyor.

İyi seyirler.
Bitti.

8 Ocak 2012 Pazar

Bir Alex varmış Alex'ten içeri


Bir Alex varmış Alex'ten içeri. Alex'i böyle hiç görmemiştik :)

resim twitter.com/akkoyunserkan kullanıcısı tarafından paylaşıldı.

7 Ocak 2012 Cumartesi

3 Temmuz sabahından komik bir anı

Yine tarihe not düşmek adına yazdığım bir yazı. Hafızam bana oyun oynar falan diye bu anıyı not düşmek istedim bloga. Bakıp bakıp gülerim. Keza o sabah için gülünebilecek tek anı da bu ya neyse. Anıya geçelim.


Bir pazar klasiği yine annemin erkenden kalkıp yazlığa gitme isteği babamın da annemden önce kalkma becerisi var yine evde. Abim ile ben bekleniyoruz haliyle. Her pazar aynı kriz. Uyansalar da gitsek. Zaten uyuyacağınız varsa da belli bir saatte belli ediliyor uyanmanız :)


2 Temmuz akşamı yine yarın erkenden kalkıp gidelim muhabbetleri döndü. Sabah oldu. Yine annem ve babam bizden önce kalktı. Abim bir odada ben bir odada uyuyoruz. Benim uykum hafiftir. Biraz babam ile annemin muhabbetlerine kulak kesiyor. Annem babama "bunları bu saatte uyandırırsa bir tek bu uyandırır" diyor. Sonra da "bak nasıl zıplayacaklar şimdi" diye ekliyor. İkimizinde duyacağı şekilde "Hadi kalkın. Aziz Yıldırım tutuklanmış" diye biraz yüksek sesle sesleniyor. Zınk diye ikimiz birden fırlayıp babamların odasına gidiyoruz ve NTVSpor'da günlerce duracak olan o kırmızı KJde "Son Dakika Şike Soruşturması Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım göz altına alındı."


Annem biliyor uyandırmayı. Nereden vuracağını bildi ve uyandırdı. Erkenden yazlığa gitmiş olduk. Ama eminim o da keşke öyle bir olay olmasaydı diyordur. Bitti

6 Ocak 2012 Cuma

Tonia Tisdell gerçekleri

Tonia Tisdell bilirsiniz ki ismini Mersin İdman Yurdu ile duyurdu Türkiye'de. İdman Yurdu'nun geçen seneki şampiyonluğunda çok emeği var. İsmi tarihe kazındı yani kısacası. Mersin İdman Yurdu'nda bulunduğu süre zarfında sempatisi ve saflığı ile dikkat çekmişti. Mersin taraftarını da böyle inandırmıştı. Bu sabah Mersin İdman Yurdu muhabirlerinden Volkan Toslak ve Ankaragücü'lü Hakan Toka ile Tisdell'in MİY ve Samsunspor arasında geçen yolculuğu hakkında bir kaç acı gerçek öğrenerek inandığım Tisdell hakkında acı bir kaç şey öğrendim.
Nedir peki bu olaylar?
Tisdell Ankaragücünde parasını alamadığı için sözleşmesinin feshini istiyor ve direk Mersin'e geliyor. Otellerde kalıyor yiyor içiyor. Taman bu iş diyor sizdeyim falan sözler veriliyor imzalar atılıyor. Sonra sözde Ankara'ya dönüyor Tisdell. Bu sırada tabi Ankara değil Samsun'a gitmiş futbolcu. Adnan Sezgin Ahmet Gökçek vasıtasıyla futbolcunun aklını çeliyor ve Samsun'a getiriyor. Samsunda iken MİY'li yöneticilerle görüşmesinde Ankara'dayım diyor. Hali hazırda Mersin'e imza atmış futbolcu bir de gidiyor Samsun'a imza atıyor.


Yani kıssadan hisse Tisdell Mersin'de krallar gibi ağırlanıyor söz veriyor sözü geçiyoruz imza bile atıyor. Statta maç bile izliyor taraftarı selamlıyor sonra ben Ankara'ya gidiyorum diyip Adnan Sezgin'in Gökçek kanalıyla  Samsun'a geliyor Samsun'a da imza atıyor.


Bu futbolcuya lisans çıkarılamaz bildiğim kadarıyla talimatlarda öyle idi. İki imza var çünkü.


Kendi görüşüm; Tisdell beni hayal krııklığına uğrattı. Sandığımız gibi biri değilmiş.


Futbol Sandığı blogunun sahibi Tansu Gürsel'de ekledi; "Samsun aynı şeyi sezon başında Ekigho Ehiosun transferinde Karabük'e yapmıştı."


Bitti.

Adın çıkmış ya bir kere


Adın çıkmış diyorum ama adının çıkması için de elinden geleni yaptığını da söylemek lazım Emre'nin. Emre cici değil. Hiç bir zaman cici de olamayack bundan sonra. Emre'nin vukuatlarını say say bitmez ancak Emre cici değil de karşısındakiler çok mu cici? Değil. Karşısındaki ne yaparsa yapsın Emre daha fazlasını yapma gereği hissediyor kişiliği itibariyle ve yapıyor da. E peki karşısındakiler de melek değil diyoruz sahada Emre'nin yaptıkları çoğu zaman yanına kalıyor ancak Emre'ye yapılanlar hep yapanların yanına kalıyor.

Mesela son maç. Emre'nin yumruğu havaya kaldırması gerçekten çok yanlış ancak bu işin bir de karşı tarafı var. Culio sürekli ispanyolca küfürler ediyor, Emre bunları hakeme şikayet ediyor ama hakem abi "ben ispanyolca bilmiyorum kusura bakma" diyor. Yok böyle bir şey ilk yarının başında Fuck Off diyen Bursasporlu kırmızı gördü yerine oturdu ama işte Emre ile ya olaylar çekilsin sineye.

Varmak istediğim nokta şu; Emre melek değil. Emre'nin vukuatları ve savunulacak bir yanı olmadığı aşikar. Ama bunları olmadık yere yapmıyor ya. Onu da görmemiz lazım. Emre'nin karşısında muhattap olduğu adamlara hiç tepki yok. Tamam anlarım Emre'ye fazla tepki verilmesini ancak arkadaş bu iş tek taraflı değil sokalım artık şunları aklımıza. Adı çıkmış ya bir kere. Bitti.

Ip Man (2008)


Aslında pek benim blogluk bir yazı olmayacak. Hoş zaten son dönemlerde kişisel hal aldı. Tek başıma yürütüyorum. Neyse konuya girelim.


Film 2008 Çin yapımı. Yani Uzak Doğu sinemasından. Drama, aksiyon ve biyografi olarak sınıflandırabilirim. Gerekli sinemastik bilgileri zaten google ile bulabilirsiniz. Şimdi bir yerden okur yazarım ama detayları google vesilesiyle bulsanız daha iyidir.


Filmi neden sevdiğimden bahsedeyim. Bir kaç özelliği çok muhteşem. Dövüş sahneleri ve hikayesi muazzam.


Dövüş sahnelerinde koltuktan şöyle bir diklendiğim bile oldu. Resmen kolum bacağım oynadı. Muazzam sanat. Muhteşem bir iş. Savaş sanatı, dövüş sanatı diye bir şey olduğuna inanmazdım ama bu film gerçekten bu işe saygı duymamı sağladı. Dövüş sahnelerinde gerçekten etkileniyor ve dövüşmek istiyorsunuz.


Hikayesi gerçekten etkileyici. Japonların Fushon'a çökmesi ana tema. Bizim Ip Man'in onlarca ders veröesi ayrı bir tema. Ailesi için çalışmaya başlaması. Bir ustayı dövüp bunu gzili tutmasu. Fushon'un itibarını tek başına sağlaması ve bunu defalarca yapması, savaşta kırılma noktasında japon generali dövmesi vs gerçekten etkileyici sahneler.


Ucu açık bırakıyorum bir çok şeyi ki izleyin. Mutlaka edinin. Raflarınızda dursun. Çıkarıp çıkarıp dövüş sahnelerini izlersiniz.


Fragmanına buradan ulaşabilirsiniz; http://www.imdb.com/rg/s/1/title/tt1220719/#lb-vi3367437849


İyi seyirler. Bitti.

5 Ocak 2012 Perşembe

FBloggers "58. Madde Değişmesin" Diyor!

3 Temmuzdan beri yaşanan sürecin ilk anından bu yana Fenerbahçe taraftarının büyük çoğunluğu gibi "bir şey varsa düşelim" tavrını 'FBloggers' oluşumu olarak da benimsedik. Son günlerde kamuoyunda, soruşturmanın kulüpleri ilgilendiren sonuçlarını belirleyecek olan TFF Disiplin Talimatnamesi'nin 58. maddesinde değişiklik yapılması ile ilgili bir algı yaratılmıştır. Söz konusu maddenin içerik bakımından ele alındığında iddianamedeki suçlamalar baz alınırsa sadece Fenerbahçe'ye değil, adı geçen diğer kulüplere de cezai yaptırımları olacağı aşikardır. Kamuoyunda oluşturulan bu değişim algısı ve akabinde TFF tarafından Genel Kurul kararı alınması neticesinde -her ne kadar önem verilmese de- konunun en önemli muhatabı olarak biz Fenerbahçeliler de düşüncelerimizi belirtmek isteriz. 

Sürecin ilk gününden bu yana Fenerbahçe taraftarının büyük çoğunluğu gibi biz 'FBloggers" olarak da her şartta kulübümüzün yanında durduk. Kulübümüze yönelik yürütülen linç kampanyasına karşı durduk. Haksızlıklara, hukuksuzluklara karşı takımımızın sahada akıttığı alın terine sahip çıkmak için Topuk Yaylası'na, Bağdat Caddesi'ne, Taksim'e koştuk. Moda'yı fenerlerle ışıldattık, Uzunçayır'da biber gazı yedik. Kulübümüze maddi destek sağlamak uğruna Fenerbahçe Kart'a, Feneriumlara koştuk. 

Biz "FBloggers" oluşumu olarak Fenerbahçemizin geçen seneki şampiyonluğunun tamamen hocamız ve futbolcularımızın emeği ve alın teri ile kazanıldığına sonuna kadar inanıyoruz. Sahadaki mücadeleden, Alex'in hırsından, Guiza'nın gözyaşlarından, Stoch'un o içten çabasından, Gökhan'ın arzusundan, Aykut Kocaman'ın alın terinden zerre kuşkumuz yok. Adil bir yargılama neticesinde Fenerbahçemizin ve yöneticilerimizin bu süreçten aklanacağı beklentisi ve umudunu taşıyoruz. Ancak soruşturma süreci boyunca kulübümüze yönelik haksızlıklara nasıl isyan edip karşısında dimdik durdu isek, soruşturmanın sonucunda beklentilerimizin aksine Fenerbahçemizin yöneticileri vasıtasıyla hukuksuz işlere bulaştığına kanaat getirilirse mevcut yaptırımların uygulanması beklentisi içerisindeyiz. Şunun bilinmesi isteriz ki "halkın takımı" olarak addedilen bir camianın mensupları olarak biz Fenerbahçelilerin haksızlıkların, hukuksuzlukların yanında olmamız mümkün olamaz. 

Fenerbahçe Yönetim Kurulu, kulübün soruşturmadan aklanarak çıkacağına inanıyorsa bu süreci lekeleyecek, kafa karıştıracak çabalara ortak olmaktan kaçınmalıdır. Disiplin talimatnamesinin 58. maddesi adil bir yargılanma sonucunda harfiyen uygulanmalı ve Fenerbahçe suçlu bulunursa küme düşürülmelidir.

Saygılarımızla...
FBloggers

4 Ocak 2012 Çarşamba

Hangisi daha ofsayt?

Galatasaray - İBB

Fenerbahçe - Manisaspor
Baştan söyleyeyim. Hakemler yeteneksiz. Hakemler eyyamcı. Hakem kararlarında standart yok bu ülkede. Hepiniz bunu kafamıza sokalım. Çıkmayacak bir yerlede dursun hem de.
Fenerbahçe lehine "hata" yapıldığında "Fenerasyon" nasılsa diye ağlayanlar oluyor. OIacak.
Galatasaray lehine yapılan hatalar da biz de "Hani Fenerasyondu" diyeceğiz.
Hepimiz hakemleri es geçeceğiz. Bir birinden yeteneksiz insan sürüsü.
Nakış gibi işlenen birilerinin şampiyonluğu hikayesine inanmamak da zor aslında.
Senaryo sevmem aslında ama bazen kendimi inanmış buluyorum senaryolara.
Gerçekçiliğinden olsa gerek.
Bitti.